Varlık Barışı Düzenlemesinde Özellikli Hususlar

Yayınlanma Tarihi: 13 Ağustos 2026


Varlık Barışı Düzenlemesinde Özellikli Hususlar

Varlık barışı düzenlemeleri özellikle son 10 yıldır vergi gündemimizde önemli bir yer teşkil ediyor. 2008 yılındaki 5811 sayılı Kanunla başlayıp sırasıyla, GVK Md. geçici 85, 6736 sayılı Kanun, 7143 sayılı Kanun, GVK Md. geçici 90, GVK Md. geçici 93, KVK Md. geçici 15 ile devam eden süreli varlık barışı uygulamaları, 7582 sayılı Kanun’la Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19 uncu madde ile devam ediyor. Geçmişte çıkarılan kanunlarla varlık barışı uygulamalarında zaman zaman değişikliğe gidilse de son çıkan geçici 19 uncu madde genel hatları itibarıyla bir önceki düzenleme olan KVK geçici 15 inci maddenin benzeri niteliğinde.

Düzenlemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, söz konusu uygulamayla yurt dışındaki varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirilmesi suretiyle Türkiye’ye getirilerek milli ekonomiye kazandırılması ve ekonominin canlandırılması ayrıca, Türkiye’de bulunan ancak işletmelerin kayıtlarında yer almayan varlıkların kanuni defterlere kaydedilmesi ve işletmelerin bu varlıklarla faaliyetlerini daha güçlü şekilde yürütmelerinin sağlanması amaçlanıyor.

Varlık barışının genel uygulamasına ilişkin gerek Genel Tebliğlerde ve GİB Rehberlerinde açıklamalar yer almakta gerekse meslek mensupları tarafından kaleme alınan makalelerde düzenleme kapsamında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bağlamda yazımızda genel uygulama ve kapsamdan ziyade uygulamaya ilişkin özellikli konulara yer verilecektir.

Yurt dışından varlığı transfer eden ile Türkiye’deki bankalarda hesap açan bildirim sahibinin farklı olması varlık barışına engel midir?

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan sorulardan birisi, varlık barışı kapsamında yurt dışındaki varlığını Türkiye’ye transfer etmek isteyen ancak transfer eden kişiyle, bu varlıkla ilgili bildirimde bulunan hesap sahibi kişinin farklı kişiler olması hususudur. Gerek gerçek kişiler nezdinde gerekse şirketlerde söz konusu transferler çeşitli nedenlerle farklı kişiler tarafından yapılabilmektedir.

Örneğin gerçek kişi Bay (A) yurt dışı varlık barışı kapsamında bankaya bildirimde bulunmuştur. Ancak yurt dışı para transferini Bay (A)’nın yurt dışında ortağı olduğu (Z) Şirketi yapmıştır.

Bu minvalde bu ve buna benzer durumda olanlar, varlık barışından yararlanmaya engel bir durum söz konusu değildir. Söz konusu uygulamada esas itibarıyla, bildirimin zamanında yapılması ve bildirim konusu varlığın zamanında yurda getirilmesine bakılmaktadır. Varlığı transfer edenin farklı kişi olması hususu ne Kanunda ne de Tebliğde belirtilen şekil şartlarından birisi değildir. Bu bakımdan söz konusu durumda olan kişiler de uygulamadan faydalanma hakkına sahiptir. 

Yurt dışı varlık barışı kapsamında varlık transferini bildirimden önce yapanlar düzenlemeden yararlanılabilir mi?

Yurt dışı varlık barışında bildirim sahibi kişiler uygulamadaki bazı noktaları atlayarak önce transfer işlemlerini gerçekleştirerek varlıklarını Türkiye’ye getirmekte, sonrasında ise bildirimde bulunabilmektedirler. Her ne kadar varlık barışı düzenlemesinde bildirimin önce transferin sonra yapılması esas olsa da mükelleflerin haklarını korumak adına önceki varlık barışı uygulamalarında vergi idaresince bu konuda olumlu bir yaklaşım sergilenmiştir.

Bu bağlamda, 7582 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19 uncu maddenin yürürlük tarihi olan 4 Haziran 2026 tarihinden sonra yurt dışındaki varlıklarını Türkiye’ye transfer eden ve varlıkları bu tarihten sonra Türkiye’ye getirdiğini tevsik edebilen kişilerin sonrasında varlık barışı bildiriminde bulunmaları ve bildirime konu ettikleri tutarları bildirimin yapıldığı hesaba intikal ettirmeleri şartıyla, geçmiş dönemlerde olduğu gibi düzenlemeden faydalanabileceklerini düşünüyorum.

“Fiziki olarak yurt dışından getirilen varlıklar” ibaresinden ne anlaşılması gerekmektedir. Kargo taşımacılığı yoluyla Türkiye’ye getirilen varlıklar için de yurt dışı varlık barışından faydalanılabilinir mi?

Varlık barışına ilişkin yayımlanan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ’in (Seri No: 1) 5 inci maddesinde, yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye’ye getirilmesine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Buna göre söz konusu varlıklardan yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde olmak kaydıyla; gümrük işlemlerinin tamamlanarak ülkeye getirilmesi ve gümrük işlemlerinin tamamlanmasını takip eden ilk iş günü sonuna kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara yatırılması gerekiyor. Ancak Türkiye’ye fiziki getirmenin yolcu beraberinde getirmeyi mi kapsadığı ya da posta, kargo taşımacılığı vasıtasıyla yurda getirilen varlıklar için de uygulamadan yararlanılıp yararlanılamayacağı konusunda anılan Tebliğ’de herhangi bir açıklama bulunmuyor.

Geçmiş varlık barışı düzenlemelerinde de benzer hükümlere de yer verilmiş ve posta ya da kargo aracılığıyla yurda getirilen madde kapsamındaki varlıklar için bildirimde bulunabilmesi ve varlık barışı hükümlerinden faydalanılabilinmesi mümkün görülmüştür. Buradaki önemli husus, bildirim tarihinden itibaren bu varlıkların Kanunda belirtilen süre ve şekilde banka ve aracı kurumlardaki hesaplara intikal ettirilmesidir.

Mükellefiyet kaydı olmayan kişiler hangi durumlarda yurt içi varlık barışından faydalanabilir?

Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 19 uncu maddesinde, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları için bildirimde bulunabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu hükme göre yurt içi varlık barışı hükümlerinden faydalanabilmek için gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmak zorunludur. Ancak gelir vergisi mükellefiyeti için ticari, zirai veya mesleki bir faaliyet nedeniyle mükellefiyetin bulunması gerekmektedir.

Bu bağlamda; ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dolayısıyla gelir vergisi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler de mükellefiyet kaydı tesis ettirerek gelir vergisi yönünden varlık barışı uygulamasından faydalanabilecektir. Ancak buradaki önemli husus, gelir vergisi mükellefi olunan dönemle sınırlı olmak üzere uygulamadan faydalanılabileceğidir. Örneğin 2026 yılı içerisinde ticari kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti tesis edilen bir kişinin önceki yıllara ait beyan dışı bıraktığı gelirleri nedeniyle varlık barışı hükümlerinden faydalanması mümkün değildir. Bu kişi, önceki dönemler için de madde hükümlerinden faydalanmak istiyorsa, bildirime konu gelirin içinde bulunduğu tarihi de dikkate almak suretiyle geriye yönelik mükellefiyet tesis ettirmeli ve varlık barışı kapsamındaki gelirlerini bu bildirime konu etmelidir.

Sonuç olarak varlık barışı düzenlemeleri, kayıt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılması ve işletmelerin finansal yapılarının güçlendirilmesi açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Ancak uygulamanın sağladığı avantajlardan yararlanılabilmesi için Kanun ve Tebliğdeki şartların dikkatle değerlendirilmesi ve sürecin mevzuata uygun şekilde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Bu yönüyle varlık barışı, hem mükellefler hem de ekonomi açısından önemli sonuçlar doğuran özel bir vergi politikası aracı olarak değerlendirilebilir.

 

Mehmet Vasıf Ulusoy
Dolaylı Vergi Hizmetleri Lideri
vulusoy@kpmg.com