Kısmi Süreli Çalışma ve Kısmi Süreli Çalışanların Eksik Günlerini 30 Güne Tamamlaması
1. Kısmi Süreli Çalışma Kavramı ve Hukuki Dayanak
Kısmi süreli çalışmanın temel hukuki dayanağını 4857 sayılı İş Kanunu oluşturmaktadır. Anılan Kanun’un 13’üncü maddesi uyarınca, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, işyerinde tam süreli iş sözleşmesi ile çalışan emsal işçiye göre “önemli ölçüde daha az” belirlenmesi halinde, bu iş sözleşmesi kısmi süreli iş sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir. Aynı maddede emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte tam süreli çalıştırılan işçi olarak tanımlanmakta; işyerinde böyle bir işçi bulunmaması halinde ise, işkolunda şartlara uygun başka bir işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen tam süreli çalışan işçinin esas alınacağı belirtilmektedir.
4857 sayılı Kanun’un 63’üncü maddesinde, genel bakımdan haftalık çalışma süresi en çok 45 saat olarak düzenlenmiş; Çalışma Süreleri Yönetmeliği’nin 6’ncı maddesinde ise kısmi süreli çalışma, işyerinde tam süreli iş sözleşmesi ile yapılan emsal çalışmanın üçte ikisi oranına kadar yapılan çalışma olarak tanımlanmıştır.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, haftalık çalışma süresinin, emsal tam süreli çalışma süresinin üçte ikisine kadar (örneğin emsal süre 45 saat ise en çok 30 saat) belirlenmesi halinde, söz konusu çalışma kısmi süreli çalışma olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, Kanun lafzı gereği, her somut olayda esas alınması gereken ölçüt, işyerinde fiilen uygulanan emsal tam süreli haftalık çalışma süresi olmalıdır.
2. Kısmi Süreli Çalışanların Sigortalılık Statüsü ve
Bildirim Yükümlülükleri
Kısmi süreli çalışanların sosyal güvenlik statüsü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile belirlenmektedir. Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, iş sözleşmesinin tam süreli veya kısmi süreli olmasına bakılmaksızın sigortalı sayılmaktadır. Dolayısıyla, kısmi süreli çalışan işçiler de tam süreli çalışan işçiler gibi 4/1‑(a) kapsamında sigortalıdır.
Sigortalılığın başlangıcı, 5510 sayılı Kanun’un 7’nci maddesi uyarınca fiilen çalışmaya başlanan tarih; sona ermesi ise 9’uncu madde uyarınca hizmet akdinin sona erdiği tarih olarak kabul edilmektedir. İşverenler, 8’inci madde gereğince, sigortalı işe giriş bildirgesini sigortalının çalışmaya başladığı tarihten önce Kuruma vermekle yükümlüdür. Ayrıca, 86’ncı madde uyarınca, çalıştırdıkları sigortalıların her ay için prim ödeme gün sayıları ile prime esas kazanç miktarlarını aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile Kuruma bildirmek zorundadırlar. Bu yükümlülükler, kısmi süreli çalışanlar bakımından da aynen geçerlidir.
3. Prim Ödeme Gün Sayısının Belirlenmesi ve Puantaj
Uygulaması
Uygulamada kısmi süreli sözleşmeyle çalışma kavramı birden fazla çalışma çeşidini ifade edebilmektedir. En fazla karşımıza çıkan uygulamalar kısmi istihdam ve puantaj usulüyle istihdam yöntemidir. Kısmi süreli iş sözleşmesi imzalarken bu kavramlardan hangisinin uygulanacağı sözleşmede netleştirilmesi uygun olacaktır. Bu iki uygulamanın sosyal güvenlik mevzuatında ve beyannamelerde farklı hesaplama tekniklerine sahip olduğunu bilmek gerekmekte ve aynı zamanda eksik gün kodlarının atanmasında dikkatli olunması tavsiye edilmektedir.
Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği’nin 101’inci maddesi, bu hesaplamaya ilişkin usulü düzenlemektedir. Buna göre, iş sözleşmesi saat ücreti üzerinden yapılmış ise, kısmi süreli çalışan sigortalının ay içinde çalıştığı toplam sürenin, 4857 sayılı Kanun’a göre günlük olağan çalışma süresi olan 7,5 saate bölünmesi suretiyle prim ödeme gün sayısı tespit edilmektedir. Aynı maddede, 7,5 saatin altındaki çalışmaların bir güne tamamlanacağı hükme bağlanmıştır.
Bu çerçevede, örneğin bir sigortalının ay içinde toplam 100 saat çalışması halinde, prim ödeme gün sayısı 100/7,5 = 13,3 olarak hesaplanacak ve 14 gün olarak Kuruma bildirilecektir. Buna karşılık, tam süreli çalışanlar için prim gün sayısı saat üzerinden değil, fiilen çalışılan veya çalışılmadığı halde ücrete hak kazanılan gün sayısı üzerinden belirlendiğinden, aynı gün içinde bir saat dahi çalışılmış olsa o gün tam gün sayılmaktadır. Bu farklı hesaplama yöntemi, kısmi süreli çalışanların prim gün sayılarının aynı takvim süresi içinde tam süreli çalışanlara göre düşük kalmasına yol açmakta ve özellikle yüksek prim gün şartı aranan haklara erişim bakımından dezavantaj yaratmaktadır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan önemli bir husus, kısmi süreli iş sözleşmesi olmaksızın “puantaj usulü” ile çalışan sigortalıların eksik gün bildirimleridir. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2020/20 sayılı Genelgesi’nin “Eksik gün bildiriminde puantaj usulü çalışma” başlıklı 1.2.3.6 numaralı bölümünde, kısmi süreli iş sözleşmesi bulunmayan sigortalılar için yalnızca puantaj kayıtlarındaki giriş‑çıkış saatleri esas alınarak ve toplam çalışma süresi 7,5 saate bölünmek suretiyle prim gün sayısının tespit edilmesinin, eksik gün bildirimlerinin doğruluğunun kabulüne imkân vermeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Genelgeye göre, eksik gün nedeni olarak 07 – Puantaj Kayıtları kodu kullanılan ve kısmi süreli iş sözleşmesi bulunmayan sigortalılar bakımından, puantaj cetvelinde sigortalının imzasının bulunduğu her bir gün, çalışma süresi bir saat dahi olsa tam gün olarak kabul edilecektir. Bu düzenleme, işverenler açısından, kısmi süreli çalışma ilişkisinin mutlaka yazılı bir iş sözleşmesi ile kurulması ve eksik gün kodlarının mevzuata uygun şekilde seçilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Aksi halde, eksik gün bildirimleri SGK denetimlerinde kabul edilmemekte ve puantaj kayıtlarında yer alan her gün, sigortalı adına bir tam prim günü olarak değerlendirilmektedir.
4. Eksik Günlerin Borçlanılarak Ödenmesi ve 4/a Kapsamında Sayılması
Kısmi süreli çalışanların eksik prim günlerini borçlanma yoluyla 30 güne tamamlama imkânı, 6111 sayılı Kanun’la 5510 sayılı Kanun’un 41 inci maddesinde yapılan değişiklikle getirilen yeni bir düzenlemedir. 25 Şubat 2011 tarihinden sonraki sürelere ilişkin olmak üzere, anılan maddenin birinci fıkrasına eklenen (i) bendi uyarınca, 4857 sayılı İş Kanunu’na göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan sigortalılar, kısmi süreli çalıştıkları aylara ait eksik süreleri kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talebi üzerine borçlanabilmektedir. Böylece borçlanma yoluyla tamamlanan eksik günler, SSK statüsünde emeklilik hesabına dahil edilmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2013/11 sayılı Genelgesi’nde, kısmi süreli çalışanların borçlanma yapabilmeleri için eksik gün nedenlerinin belirli kodlar ile bildirilmiş olması gerektiği de açıkça belirtilmiştir. Genelgeye göre, 4857 sayılı Kanun’a göre kısmi süreli çalışanlar ile 5510 sayılı Kanun’un Ek 9 uncu maddesi kapsamında ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışan sigortalıların, 25 Şubat 2011 tarihinden sonraki sürelere ilişkin eksik günlerini borçlanma kapsamında ödeyebilmeleri için, aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde eksik gün nedeninin (06) – Kısmi İstihdam, (17) – Ev Hizmetlerinde 30 Günden Az Çalışan, (23) – Yarım Çalışma veya (24) – Yarım Çalışma ve Diğer Nedenler kodlarından biri olarak bildirilmiş olması gerekmektedir. Eksik gün kodlarının hatalı seçilmesi, ilgili ayların borçlanmaya konu edilememesi ve dolayısıyla sigortalının eksik gün tamamlama hakkını kaybetmesi sonucunu doğurabilmektedir.
5. Genel Sağlık Sigortası Bakımından Kısmi Süreli
Çalışanların Durumu
Genel sağlık sigortası, 5510 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde “kişilerin öncelikle sağlıklarının korunmasını, sağlık riskleri ile karşılaşmaları halinde ise oluşan harcamaların finansmanını sağlayan sigorta” olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un 60’ıncı maddesinde genel sağlık sigortalısı sayılan kişiler arasında 4/1‑(a) kapsamındaki sigortalılar da yer almakta; 61’inci maddede ise 4/1‑(a) kapsamına girenlerin, sigortalı veya isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edildikleri tarihten itibaren genel sağlık sigortalısı sayılacağı ve ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek olmadığı hükme bağlanmaktadır.
Kısmi süreli çalışanların GSS kapsamındaki en önemli sorunu, ay içindeki eksik günlerine ait GSS primlerini 30 güne tamamlama zorunluluğudur. Zorunlu genel sağlık sigortası uygulamasının başladığı 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren, ay içinde 30 günden az çalışan sigortalıların eksik günlerine ait GSS primlerini 30 güne tamamlamaları gerekmekteydi. Bu zorunluluk daha sonra 5510 sayılı Kanun’un 88’inci maddesinde yapılan değişikliklerle daraltılmış; 1 Ekim 2016 tarihinden itibaren ay içinde 20 gün ve daha az çalışanlar, 1 Nisan 2020 tarihinden itibaren ise ay içinde 8 gün ve daha az çalışanlar bakımından geçerli hale gelmiştir.
Bu düzenleme sonucunda, ay içindeki çalışması 9 gün ve daha fazla olan kısmi süreli çalışanların, eksik günleri için GSS primini 30 güne tamamlama zorunluluğu ortadan kalkmış; buna karşılık, ay içinde 8 gün ve altında çalışanların, bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünde değillerse eksik günlerinin GSS primini 30 güne tamamlamaları zorunlu hale gelmiştir. Bu noktada, 5510 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde yapılan değişiklik ile 4857 sayılı Kanun’un 13 ve 14’üncü maddelerine göre kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar ile ay içinde günün bazı saatlerinde çalışıp, çalıştığı saat karşılığında ücret alanlardan ay içinde 30 günden eksik prim ödeme gün sayısı bulunanların, sigortalı çalışmama şartı hariç bakmakla yükümlü olunan kişi statüsüne ilişkin diğer şartları taşımaları halinde, eksik günleri için genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılabileceği hükme bağlanmıştır. Bu sayede, örneğin eşi üzerinden GSS kapsamında olan kısmi süreli çalışanlar, eksik gün GSS primini 30 güne tamamlama yükümlülüğünden kurtulmaktadır.
6. 2026/11 Sayılı SGK Genelgesi ve GSS Prim Tahakkuku
5510 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereği, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsünde bulunmayan ve aylık çalışma gün sayısı 8 gün ile altında olan sigortalıların, gelir testi sonucuna göre Kanun’un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi (gelir testi sonucu prim ödeyenler) veya (c‑1) alt bendi (geliri asgari ücretin üçte birinden az olan ve primi devletçe karşılananlar) kapsamında tescil edileceği, eksik günlerine ilişkin GSS primlerinin buna göre tahakkuk ettirileceği belirtilmiştir. Böylece, söz konusu sigortalıların GSS kapsamına re’sen alınması ve prim tahakkukunun gelir testi sonuçlarına göre yapılması sağlanmıştır.
Genelgede ayrıca, 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalıların borçlanabileceği süreler” başlıklı 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca, 4857 sayılı İş Kanunu’na göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan sigortalıların, kısmi süreli çalıştıkları aylara ait eksik süreleri borçlanabilecekleri sürelere ilişkin GSS primlerinin önceden ödenmiş olması halinde borçlanma tutarının yüzde 45 yerine yüzde 39 oranı üzerinden hesaplanacağı ifade edilmiştir. Bu uygulama, eksik günlere ilişkin GSS primini zaten ödemiş olan sigortalılar bakımından, borçlanma tutarının yalnızca uzun vadeli sigorta kolları primi ile sınırlı tutulmasını sağlamaktadır.
Öte yandan, 30 günden az çalışması nedeniyle ay içerisindeki eksik günler için 5510 sayılı Kanun’un 60/1‑g bendi kapsamında tescil edilerek GSS primi tahakkuk ettirilen sigortalılardan, GSS prim borcunu ödemeksizin 41/1‑i bendi kapsamında yüzde 45 oranı üzerinden borçlanma talebinde bulunan ve bu borcu ödeyenlerin, ödeme yapılan dönemlere ait 60/1‑g kapsamındaki GSS prim borçlarını ayrıca ödemelerine gerek bulunmadığı; bu dönemlere ait GSS tescil kayıtlarının ve GSS prim tahakkuklarının iptal edileceği belirtilmiştir. Ancak, daha sonra borçlanma tutarının iadesinin talep edilmesi halinde, daha önce silinen GSS tescil kaydının yeniden açılacağı ve buna ait GSS prim tahakkuklarının tekrar geçerli hale geleceği de Genelgede açıkça düzenlenmiştir. Bu yönüyle, borçlanma ile GSS prim tahakkuku arasındaki ilişki, ileride yapılabilecek iade taleplerinde de göz önünde bulundurulması gereken dinamik bir yapı arz etmektedir.
7. İsteğe Bağlı Sigortalılık ve Eksik Günlerin Tamamlanması
Kısmi süreli çalışanların eksik prim günlerini 30 güne tamamlama imkânına yönelik ikinci önemli araç ise isteğe bağlı sigortalılıktır. 5510 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, zorunlu sigortalı olmayan veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içinde 30 günden az çalışan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık almayan ve 18 yaşını dolduran kişiler, isteğe bağlı sigortalı olabilmektedir. Bu hüküm, kısmi süreli çalışanlara, aynı ay içinde hem 4/1‑(a) kapsamında çalışıp hem de eksik günleri için isteğe bağlı sigorta primi ödeyerek toplam prim gün sayılarını 30’a tamamlama imkânı vermektedir.
İsteğe bağlı sigortalılık, 5510 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca, müracaatın Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihi takip eden günden itibaren başlamaktadır. Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği’nin 94’üncü maddesinde, isteğe bağlı sigorta priminin ait olduğu ayı takip eden ayın son gününü geçmemek üzere ödenmesi gerektiği; primleri ait olduğu aydan itibaren en geç 12 ay içinde sigortalı veya hak sahipleri tarafından gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte ödenmeyen sürelerin hizmet olarak değerlendirilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle, kısmi süreli çalışanların, isteğe bağlı sigorta kapsamında eksik günlerini tamamlayabilmeleri için hem başvuru hem ödeme sürelerini yakından takip etmeleri gerekmektedir.
Kısmi süreli çalışanların ay içindeki eksik günleri bakımından gözden kaçmaması gereken en önemli husus, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bazı durumlarda sigortalıyı re’sen 30 gün üzerinden tescil etmesi ve buna bağlı olarak GSS primi tahakkuk ettirmesidir. Özellikle aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde eksik gün gerekçesinin hatalı bildirilmesi, hiç bildirilmemesi ya da sigortalının bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünün sona erdiği hâllerde, Kurum kayıtlarında sigortalının ay içinde 30 günden eksik çalıştığı tespit edildiği hallerde, 5510 sayılı Kanun’un 60 ve 88’inci maddeleri uyarınca re’sen GSS tescili yapılmakta ve 30 gün üzerinden prim borcu tahakkuk edebilmektedir. Bu durum, sigortalının fiilen yalnızca birkaç gün çalıştığı aylarda dahi, gelir testi sonuçlarına göre 60/1 (g) veya (c-1) kapsamında prim yükü ile karşılaşmasına, ödenmeyen GSS primlerinin ilerleyen dönemlerde gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte birikmesine, sağlık hizmetlerinden yararlanmanın kısıtlanmasına ve icra takibi veya banka haczi gibi sonuçlarla karşılaşılmasına yol açabilmektedir. Ayrıca re’sen tescil ve 30 güne tamamlama uygulamaları, ileride borçlanma yapılmak istenen dönemler bakımından karmaşık bir tablo ortaya çıkarabilmekte; yanlış veya eksik bildirimler nedeniyle sonradan düzeltme, GSS tescil kaydının iptali veya gelir testi yeniden talebi gibi zahmetli süreçleri zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, hem işverenlerin eksik gün kodlarını ve bildirilen çalışma sürelerini dikkatle kontrol etmeleri, hem de kısmi süreli çalışanların e-Devlet ve SGK ekranları üzerinden kendi GSS tescil ve prim borcu durumlarını düzenli olarak izlemesi, re’sen 30 güne tamamlama kaynaklı risklerin önlenmesi açısından kritik önem taşımaktadır.
Özetle, kısmi süreli çalışanların eksik günlerini 30 güne tamamlama imkanından etkin biçimde yararlanabilmeleri için hem işverenlerin eksik gün bildirimlerinde mevzuata uygun hareket etmesi hem de sigortalıların borçlanma, isteğe bağlı sigortalılık ve GSS tescili süreçlerini dikkatle takip etmeleri büyük önem taşımaktadır.