Girişim
Sermayesi Yatırımlarının Vergisel Boyutu ve Teşvik Mekanizmaları
Türkiye’de
sermaye piyasalarının derinleşmesi ve yenilikçi girişimlerin finansmana
erişiminin artması, girişim sermayesi yatırımlarını yalnızca bir yatırım aracı
olmaktan çıkararak stratejik bir kalkınma enstrümanına dönüştürmektedir.
Özellikle vergi mevzuatı kapsamında sağlanan istisna ve indirim mekanizmaları,
bu yatırımları yatırımcılar açısından daha cazip hale getirirken, aynı zamanda
ekonomik büyümeyi destekleyen önemli bir teşvik unsuru oluşturmaktadır. Bu
çerçevede girişim sermayesi yatırımlarının vergisel boyutlarının bütüncül bir
bakış açısıyla ele alınması büyük önem taşımaktadır.
Bu kapsamda girişim sermayesi yatırımlarına yönelik düzenlemeler incelendiğinde, yatırımcıların hem kazanç istisnaları hem de fon ayırma yoluyla vergi matrahını optimize edebilmelerine imkân tanıyan çok katmanlı bir teşvik yapısının bulunduğu görülmektedir. Özellikle kurumlar vergisi mevzuatında yer alan istisna ve indirim uygulamaları, yatırım kararlarının yönlendirilmesinde belirleyici rol oynarken; uygulamada ortaya çıkan teknik detaylar ve yorum farklılıkları ise konunun dikkatle değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda bu makalemizde girişim sermayesi yatırımlarının vergisel avantajları ve uygulama esasları ele alınacaktır.
1. Giriş
Girişim
sermayesi yatırımları, yenilikçi ve büyüme potansiyeline sahip şirketlerin
finansmana erişimini sağlayan önemli yatırım araçlarından biridir. Türkiye’de
girişim sermayesi yatırımlarının teşvik edilmesi amacıyla vergi mevzuatında
çeşitli istisna ve indirim düzenlemelerine yer verilmiştir. Özellikle Kurumlar
Vergisi Kanunu(KVK) ve Vergi Usul Kanunu(VUK) kapsamında girişim sermayesi
yatırım fonlarına yapılan yatırımların vergisel açıdan avantajlı hale
getirildiği görülmektedir.
Bu çerçevede
konu tam mükellef kurumlar nezdinde iki temel düzenleme kapsamında ele
alınacaktır:
•
KVK’nın
5. maddesinde yer alan istisna hükümleri,
• KVK’nın 10. Maddesinin (g) bendi ile Vergi Usul Kanunu’nun 325/A maddesinde düzenlenen girişim sermayesi indirimleri
2. Kanunlar Kapsamında Değerlendirme
Girişim Sermayesi Yatırım Fonlarına yapılacak yatırımların vergi kanunları nezdinde hangi kanun maddelerinde istisna ve indirim olarak dikkate alınacağının kontrol edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda konuyu sırasıyla aşağıdaki şekilde değerlendirmek uygun olacaktır.
2.1. KVK’nın 5. Maddesi Kapsamında(KVK 5/1/a-3 ve 5/1-e);
KVK’nın 5.
Maddesinin 5/1/a-3 ve 5/1-e bentlerinde aşağıdaki hükümlere yer verilmiştir.
“a)
Kurumların;
…
3) Tam mükellefiyete tabi girişim
sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım
ortaklıklarının hisse senetlerinden elde ettikleri kâr payları ve
katılma paylarının fona iadesinden doğan gelirler ile bu fonların katılma paylarının
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi kapsamında değerlenmesinden
kaynaklanan değer artış kazançları,
…
e) Kurumların,
en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı
süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri, rüçhan hakları ve
bu fıkranın (a) bendi kapsamında istisna kazançlarına kaynak oluşturan
yatırım fonlarının katılma paylarının satışından doğan kazançların
%75'lik (9160 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile istisna oranı %50 olarak
belirlenmiştir.Yürürlük:27.11.2024) kısmı.”
Görüleceği
üzere KVK’nın 5/1/a-3 ve 5/1-e maddesine göre, tam mükellefiyete tabi
kurumların tam mükellefiyete tabi girişim sermayesi yatırım fonu katılma
payları ile girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde
ettikleri kazançlar, niteliğine ve şartları da taşıması koşuluyla kurum
kazancının tespitinde istisna olarak dikkate alınması gerekmektedir.
İlgili kazanç türünü ve istisna tablosunu aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.
2.2. KVK’nın 10. Maddesi Kapsamında(KVK, 10/1-g);
Girişim sermayesi yatırım fonlarına yapılan yatırımlar bakımından vergisel avantajlar yalnızca elde edilen kazançların istisna edilmesi ile sınırlı olmayıp, yatırım öncesinde kurum kazancından indirim imkânı sağlayan ayrı bir mekanizmayı da içermektedir. Bu kapsamda, kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınabilecek indirimler Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda ilgili Kanunun (g) bendinde;
“(1)
Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde
ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler
yapılır:
…
g) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların beyan edilen gelirin %10'unu aşmayan kısmı.” ifadelerine yer verilmiştir.
2.3. Anılan hüküm ile birlikte VUK’un 325/A Maddesi Kapsamında(VUK, 325/A);
KVK’nın
10/1-g bendinde yer alan indirim düzenlemesinin uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar ise VUK’un 325/A maddesinde detaylı olarak hüküm altına alınmıştır. Söz
konusu düzenleme, girişim sermayesi yatırımlarına yönelik olarak ayrılabilecek
fon ve yatırım ortaklıklarının ve kullanım şartlarını belirlemektedir. Söz
konusu kanun maddesinde:
“Sermaye
Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi olarak Türkiye'de kurulmuş veya
kurulacak olan girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına sermaye olarak
konulması veya girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması
amacıyla, ilgili dönem kazancından veya beyan edilen gelirden girişim
sermayesi fonu ayrılabilir. Bu fon, kurum kazancının veya beyan edilen
gelirin %10'unu ve öz sermayenin %20'sini aşamaz.
Girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarlar pasifte geçici bir hesapta tutulur. Mükelleflerce, fonun ayrıldığı yılın sonuna kadar girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya girişim sermayesi yatırım fonlarına yatırım yapılmaması halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.
Bu fon;
amacı dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledilmesi, işletmeden
çekilmesi, ortaklara dağıtılması, dar mükelleflerce ana merkeze aktarılması
veya işin terki, işletmenin tasfiyesi, devredilmesi, bölünmesi ya da girişim
sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin veya girişim sermayesi
yatırım fonu katılma paylarının elden çıkarılmasından itibaren altı ay içinde
bu maddede belirtilen amaçla yeniden kullanılmaması halinde, bu işlemlerin
yapıldığı veya sürenin dolduğu dönemde vergiye tabi tutulur.”
Görüleceği
üzere KVK’nın 5/1/a-3 ve 5/1-e kapsamında girişim sermayesi yatırımlarına
ilişkin kazançların kapsamları dahilinde kurumlar vergisinden istisna olduğu
nettir. Burada ayrıştırılması gereken husus ise fonun hangi kapsamda satın
alındığıdır. KVK’nın 10/1-g ve VUK’un 325/A ile birlikte yatırımcılara beyan
etmiş oldukları gelir ve özsermayeleri birlikte bir sınırlama koyarak kurumlar
vergisi beyanı üzerinde indirim olarak dikkate alabilecekleri ilave bir hak
tanınmıştır.
Mükellefler
sırasıyla beyanları üzerinde indirim hakkında yararlanacak olup ilgili dönem
içerisinde satın alacakları fonlar ise 1. kısımda belirtmiş olduğumuz(KVK’nın
5/1/a-3 ve 5/1-e) kapsamda ayrıca izlenmesi gerekmektedir.
Örnek: Hesap dönemi takvim yılı olan (E)
A.Ş.’nin 2025 yılı dönem sonu öz sermayesi 800.000.000 TL olup, şirket 2025
yılında 170.000.000 TL kazanç elde etmiştir. Şirketin ayrıca, 30.000.000 TL
kanunen kabul edilmeyen gideri, 50.000.000 TL istisna kapsamında serbest bölge
kazancı, 20.000.000 TL diğer indirim tutarı ve 2024 yılından 30.000.000 TL
geçmiş yıl zararı bulunmaktadır.
Şirket beyan
edilen gelirin
[170.000.000+30.000.000-50.000.000-30.000.000-20.000.000=100.000.000] %10’u
olan 10.000.000 TL’yi girişim sermayesi fonu olarak ayırarak özel bir fon
hesabına almıştır.
Bu durumda
(E) A.Ş., beyan edilen gelirin %10’unu ve dönem sonu öz sermayesinin %20’sini
aşmayacak şekilde ayırdığı girişim sermayesi fonunu, 30.04.2026 tarihine kadar
vereceği 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde indirim konusu
yapabilecektir. (E) A.Ş.’nin 2026 yılı sonuna kadar, ayırmış olduğu 10.000.000
TL fon tutarıyla girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya fonlarına
yatırım yapmaması halinde, indirim konusu yaptığı 10.000.000 TL fon tutarı
nedeniyle eksik tahakkuk ettirilen (10.000.000 x %20) 2.000.000 TL vergi,
gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.
İndirim konusu yapılacak tutarın tespitinde, her yıl girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarlar ayrı ayrı dikkate alınacak, önceki yıllarda ayrılan fon tutarları için tekrar indirim uygulanmayacaktır. Ancak, ayrılan toplam fon tutarı hiçbir suretle öz sermayenin %20’sini aşamayacaktır.
Hesaplamaya konu örnek özet aşağıdaki gibi olacaktır:
|
31.12.2025
Ticari Bilanço Karı(Zararı) (a) |
170.000.000,00 |
|
Kanunen
Kabul Edilmeyen Giderler(+) (b) |
30.000.000,00 |
|
Geçmiş
Yıllar Zararları (-) (c) |
30.000.000,00 |
|
Tüm İndirim
ve İstisnalar (-) (d) |
70.000.000,00 |
|
Beyan
Edilen Gelir (a+b-c-d)=(e) |
100.000.000,00 |
|
Beyan
Edilen Gelirin %10'u (e)*0,10 |
10.000.000,00 |
|
|
|
|
Mükellef
Tarafından Hesaplanan İndirim Tutarı(VUK 325/A) |
10.000.000,00 |
|
|
|
|
31.12.2025
Dönem Sonu Öz Sermayesi |
800.000.000,00 |
|
Öz
Sermaye Sınırı (%20) |
160.000.000,00 |
Kurumlar Vergisi beyanı ile birlikte yapılması gereken kayıt aşağıdaki gibi olacaktır.
|
Fon
Ayırma İşlemi (Kurumlar
Vergisi Beyan Tarihine Kadar/2026 Yılı) |
||
|
570-Geçmiş
Yıl Karlar |
10.000.000 |
(B) |
|
|
549-Özel
Fonlar 10.000.000 |
(A) |
Fona ilişkin diğer
muhasebe kayıtları ise örnek olarak aşağıdaki şekilde olacaktır.
|
Fon
Alımı (2026
Hesap Dönemi İçerisinde) |
||
|
118-Diğer
Menkul Kıymetler |
|
(B) |
|
|
102-Bankalar |
(A) |
|
Fon
Satışı (Kar) (6 Ay
İçerisinde Yerine Konması Gerekmektedir.) |
||
|
102-Bankalar |
|
(B) |
|
118-Diğer
Menkul Kıymetler |
(A) |
|
|
|
645-Menkul
Kıymet Satış Karları |
(A) |
|
Fon
Satışı (Zarar) (6 Ay
İçerisinde Yerine Konması Gerekmektedir.) |
||
|
102-Bankalar |
|
(B) |
|
655-Menkul
Kıymet Satış Zararları |
(B) |
|
|
|
118-Diğer
Menkul Kıymetler |
(A) |
Öte yandan
eğer Fonun ayrıldığı yılın sonuna kadar girişim sermayesi yatırım
ortaklıklarına veya fonlarına yatırım yapılmakla birlikte, girişim sermayesi
fonu olarak ayrılan tutarların;
•
Amacı
dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledilmesi,
•
İşletmeden
çekilmesi,
•
Ortaklara
dağıtılması,
•
Dar
mükelleflerce ana merkeze aktarılması,
•
Mükelleflerce
işin terki,
•
İşletmenin
tasfiyesi, devredilmesi veya bölünmesi,
• Girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarının elden çıkarılmasından itibaren altı ay içinde aynı amaçla yeniden kullanılmaması
hallerinde,
bu işlemlerin yapıldığı veya sürenin dolduğu dönemde diğer kazançlarla
ilişkilendirilmeksizin vergiye tabi tutulması gerekmektedir. Dolayısıyla, bu
fon tutarları, beyan edildiği döneme ilişkin dönem zararı, geçmiş yıl
zararları, indirim ve istisnalar ile ilişkilendirilmeksizin
vergilendirilecektir.
Yukarıda sayılan hallerde sadece girişim sermayesi fonu hesabında tutulan ve önceki yıllarda indirim konusu yapılan tutarlar vergiye tabi tutulacak olup daha önce beyannamede indirim konusu yapılan tutarlar bakımından ise herhangi bir işlem yapılmayacaktır.
2.4. VUK 325/A Kapsamında Uygulamada Tereddüt Yaratan Hususlar
a)
Fiziki fon alımı gerçekleştiği dönem içerisinde fon tutarı yıl sonu
bilançosunda yer alması gerekir mi?
İlgili
aşağıdaki açıklamalarımızda belirtmiş olduğumuz üzere yılın sonuna kadar
ifadesi ve elden çıkarma sonrası “işlemlerin yapıldığı/sürenin dolduğu”
açıklamalarına binaen ilgili fonların fonun ayrıldığı yıl içerisinde satın
alınması, elde çıkarmanın aynı yıl içerisinde yapılması halinde ise 6 aylık
süre gelecek yıla isabet ediyor ise kıstas 6 aylık sürenin sonu olarak dikkate
alınacaktır.
b)
Zarar beyanı halinde VUK 325/A kapsamında fon ayrımı mümkün müdür?
Kurumlar
vergisi beyannamenizde zarar beyan edilmesi ve indirime esas olacak kazancın
bulunmaması halinde ilgili dönem için Vergi Usul Kanunun 325/A maddesi
kapsamında girişim sermayesi fonu ayrılması mümkün değildir.
c)
Geçici vergi dönemleri itibariyle fon ayrılması ve indirim
uygulanmasından faydalanabilir mi?
VUK 325/A
maddesine göre girişim sermayesi fonu dönem kazancından ayrılacağından, pasifte
özel bir fon hesabına alınacak tutar hesap dönemi sonu itibariyle tespit
edilebilecektir. Bu çerçevede, fon hesabına alınma işleminin, izleyen
hesap döneminin başından itibaren kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği
tarihe kadar yapılması gerekmektedir. Bu şekilde, indirim konusu yapılacak olan
kazanç tutarı, ilgili dönemin genel sonuç hesaplarına yansıyacak olup kurumlar
vergisi beyannamesinin ilgili satırında gösterilmek suretiyle de indiriminden
yararlanılabilecektir.
Dolayısıyla geçici vergilendirme dönemlerinde fon ayrılması ve indirim uygulamasından yararlanılması mümkün değildir.
d)
Kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilemeyen ve fona alınmayan fakat
girişim sermayesine yatırım yapılması halinde söz konusu indirimden
faydalanılması mümkün müdür?
Örnek olarak
2025 yılı hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesinde VUK 325/A maddesi
kapsamında herhangi bir indirim yapılmaması ve beyannamenin verildiği tarihe
kadar özel fon hesabına alınma işleminin yapılmamış olması nedeniyle 2026 yılı
içerisinde yapılan yatırım nedeniyle 2025 yılı ve sonraki yıllara ilişkin
kazançlar için mezkur madde hükmünden faydalanılması mümkün bulunmamaktadır.
Sadece ilgili yatırım yazımızın 1. Maddesinde belirtmiş olduğumuz KVK’nın
5/1/a-3 ve 5/1-e kapsamında değerlendirilebilir.
e)
Özel hesap dönemine tabi mükelleflerin dönem kazancından girişim
sermayesi fonu ayrılma işlemi sonrası hangi tarihler itibariyle yatırımını
gerçekleştirmesi gerekmektedir?
Keza yine
örnek olarak 01.07.2024-30.06.2025 özel hesap dönemine tabi olan şirket
tarafından ayrılan girişim sermayesi fonunun, fonun ayrıldığı özel hesap
döneminin sonu olan 30.06.2026 tarihine kadar Türkiye’de kurulmuş veya
kurulacak olan ve SPK’nın düzenleme ve denetimine tabi girişim sermayesi
yatırım ortaklıklarına veya fonlarına yatırım yapılması ve diğer şartların
sağlanması halinde indirimden faydalanılması mümkün olunacaktır.
f)
549-Özel Fonlar hesabı ne kadar süre ile işletmede saklanacaktır? Fonun
sermayeye ilavesi mümkün müdür?
549-Özel Fon
tutarları ile ilgili olarak kanun hükümlerinde bir sınırlama olmadığı
görülmektedir. İlgili hükümlerden 549-Özel Fonlar hesabına çekilen tutarların
söz konusu hesaptan çekilmesi halinde işletmeden çekiş olarak dikkate alınacağı
belirtilmiştir. Ayrıca ayrılan fonların sermayeye ilavesi mümkün değildir.
Sermayeye ilavesi halinde ise belirtmiş olduğumuz üzere vergiye tabi olacaktır.
g)
Yatırım yapan ve fon ayıran mükelleflerin sonraki yıllar dikkate
alabileceği sınır ne olacaktır?
Yukarıdaki örnekte sizlerle paylaştığımız tutar üzerinden ilerlediğimizde; 2025 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesinde 10.000.000 TL indirim ve fon ayıran mükellefin sonraki yıllara ilişkin hesaplayacağı beyan edilen gelirin %10’u ve özsermayenin %20’si oranları değişmeyecektir. Fakat indirim olarak hesaplanan ve ayrılacak fon miktarı bulunurken önceki yıl indirim konusu yapılan 10.000.000 TL düşülerek kalan tutar kurum kazancının tespitinde indirim olarak dikkate alınacaktır.
Örnek: Beyan
edilen gelirin 2026 yılı sonu itibariyle 150.000.000 TL(%10’u) ve özsermayenin
947.500.000 TL(%20’si) olduğu varsayımı altında ayrılabilecek azami fon tutarı
15.000.000 TL olacaktır. Bir önceki yıl ayrılan 10.000.000 TL’lik fon nedeniyle
2026 kurumlar vergisi beyannamesinde azami 5.000.000 TL’yi indirim konusu
yapılabilecektir.
3.
Sonuç
Vergi
mevzuatındaki girişim sermayesi yatırımlarının teşvik edilmesine yönelik
düzenlemeler, hem sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı sağlamakta hem de
reel sektörün finansmana erişimini kolaylaştırmaktadır. Bu kapsamda VUK’un
325/A maddesi ile KVK’nın 10/1-g hükmü birlikte değerlendirildiğinde,
mükelleflere önemli bir vergi planlama aracı sunulduğu görülmektedir.
Girişim sermayesi
fonu uygulaması, kurumlara henüz yatırım gerçekleştirilmeden önce belirli
şartlar dahilinde kazançlarından fon ayırarak vergi matrahlarını azaltma imkanı
tanımaktadır. Bu yönüyle söz konusu düzenleme, klasik vergi teşviklerinden
ayrılmakta ve proaktif bir yatırım teşvik mekanizması öne çıkarmaktadır.
Bununla birlikte, fon ayrımına ilişkin %10’luk kazanç sınırı ve %20’lik öz
sermaye sınırı uygulamanın kontrollü bir şekilde kullanılmasını sağlamaktadır.
Öte yandan,
fonun ayrıldığı yıl için yatırıma yönlendirilmesi zorunluluğu ile fonun amacı
dışında kullanılması halinde doğrudan vergilendirilmesine ilişkin hükümler,
düzenlemenin suistimal edilmesini engellemeye yönelik önemli güvenlik
mekanizmaları içermektedir. Özellikle, fon tutarlarının belirli süreler
içerisinde yatırıma dönüştürülmemesi veya elden çıkarılan yatırım araçları
yerine yeniden yatırım yapılmaması durumunda vergisel avantajın ortadan
kalkması, mükelleflerin bu düzenlemeyi dikkatli ve planlı şekilde uygulamasını
gerektirmektedir.
Sonuç olarak,
VUK 325/A kapsamında düzenlenen girişim sermayesi fonu uygulaması, doğru
planlandığı takdirde kurumlar açısından önemli bir vergi avantajı sağlamakta ve
aynı zamanda girişim sermayesi ekosisteminin gelişimine katkıda bulunmaktadır.
Ancak, söz konusu avantajlardan yararlanılabilmesi için hem mevzuatın öngördüğü
şartların eksiksiz yerine getirilmesi hem yatırım kararlarının vergisel
boyutunun bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.
