Bir Vergi Affı Gerekli mi?

Yayınlanma Tarihi: 12 Ekim 2020


Vergi, tüm yurttaşların mali güçleri çerçevesinde kamu giderlerinin karşılanması için Devlet hazinesine yaptıkları zorunlu mali katkılardır. Ancak, vergiler sadece fiskal amaç taşımazlar, aynı zamanda ekonomik aktivitelerin canlandırılması ve yönlendirilmesine de hizmet ederek bir sosyal ve ekonomik politika aracı olarak da işlev görürler.

Etkin bir vergi düzeni için öncelikle ülkedeki mükelleflerin vergi sistemine bir bütün olarak güven duymaları gerekir. Bu güven, vergi sisteminin adil, öngörülebilir ve herkesi kapsayan bir yapıya sahip olmasıyla mümkün olur. Kanunilik modern vergi sistemlerinin en temel prensibidir. Sürekli değişen, denetim zafiyetleri içeren, hukuk dışı ve keyfi idari uygulamaların görüldüğü, mükelleflerin yüksek vergiler altında ezildiği ve kayıt dışılığın önlenemediği bir vergi sistemi güven tesis edemez. Böyle bir vergi sisteminde, vergi ahlakı da zaman içinde erozyona uğrar, servetlerin ve ekonomik faaliyetlerin vergi sisteminin dışına kaçırılması artar.

Vergi afları da iktisatçılar ve iş dünyası tarafından vergi ahlakını bozan, vergi adaletini ortadan kaldıran uygulamalar olarak değerlendirilmektedir. Özellikle birkaç yılda bir tekrarlanan aflar, mükelleflerin vergi kaçırmayı ya da vergi borçlarını aksatmayı rasyonel bulmalarına yol açar. Mükelleflerde yaratılan af beklentileri, vergi kanunlarına aykırı davranışların, alınabilir bir risk olarak görülmesine yol açmaktadır.

Vergi incelemeleri ve vergi davalarının uzun sürmesi, vergi inceleme oranlarının düşüklüğü, vergileme dışında kalmayı özendirir ve sürekli hale gelen af beklentileri de bu davranışları teşvik eder.  

Vergi Afları Nasıl Olmalıdır?

Anayasamız 73 üncü maddesinde vergi sistemimizin temel prensiplerini belirtmektedir. Buna göre vergiler adil olmalı, ödeme gücü ilkesine göre alınmalı, vergi sistemi devletin sosyal amaçlarına hizmet etmelidir.

Bu nedenle, dürüst ve vergisini tam olarak beyan edip ödeyen, vergisel ödevlerini doğru bir şekilde yerine getirmek için titiz davranan mükellefler ile vergi kaçırmayı alışkanlık haline getirmiş mükellefler arasında vergi afları ile adaletsizlik yaratılmamalıdır. Bu nedenle, sürekli tekrarlanan aflar ile dürüst olmayan mükelleflerin ödüllendirilmesine ve aynı şekilde davranmaya teşvik edilmelerine yol açılmamalıdır. Süreklilik arz eden vergi afları, vergi cezalarının ve vergi denetimlerinin caydırıcılığını ortadan kaldırır.

Bununla birlikte, vergi afları büyük ekonomik buhranlardan, doğal afet, savaş, salgın hastalıklar gibi ekonomiyi sarsan, insanların gelir ve servetlerini önemli ölçüde kaybettiği, ödeme gücünün azaldığı dönemlerden sonra bir toparlanma sürecine hizmet etmesi bakımından faydalı olabilir. Bazen bu yolla, vergi adaletinin sağlanması ve sosyal devlet ilkesinin gereklerinin yerine getirilmesi de mümkün olabilir.

Sadece Türkiye’de değil, pek çok ülkede zaman zaman vergi afları ile karşılaşılmaktadır. Uluslararası kuruluşlar ve akademi çevreleri tarafından son dönemde en çok incelenen Endonezya, Nijerya, İtalya gibi af örneklerini gösterebiliriz. Uluslararası literatürde, vergi aflarının bilinen sakıncaları yanında afları gerekli kılan haklı sebepler de incelenmektedir. Ekonomik ve siyasi sebepler ilk sırada yer almaktadır. Büyük ekonomik krizlerden sonra halkın önemli bir kesiminin ülkenin genel olarak faydasına olacağına inandığı durumlarda vergi aflarının yararlı olabileceği savunulmaktadır. Tabi ki, ülkelerin acil gelir toplama ihtiyaçları ve vergilemenin idari maliyetlerinin azaltılması ihtiyacı da aflara gerekçe olmaktadır.

Günümüzde Türkiye’de Vergi Affı Haklı Görülebilir mi?

Son 20 yıl içinde neredeyse ortalama 3 yılda bir çeşitli formlarda vergi afları ile karşılaştık. Bu vergi afları genel olarak şu düzenlemeleri içermekteydi:

·         Ödenmemiş vergilerin (ve diğer kamu alacaklarının) düşük faiz ve uzun vadelerle yapılandırılması,

·         İlave matrah beyanları üzerinden ödenen ek vergilere karşılık vergilendirme dönemlerinin vergi incelemesi kapsamı dışına çıkarılması,

·         Yargı ve inceleme safhasında ihtilaflı hale gelmiş vergi tarhiyatları için belli indirimlerle uzlaşılması,

·         Kayıt dışı kalmış işletme varlıklarının kayıt altına alınması,

·         Yurt dışında bulunan kaynağı belirsiz para ve diğer varlıkların vergi risklerinden arındırılarak yurda getirilmesinin sağlanması

Bu düzenlemeler genellikle ekonomik daralma dönemlerinin ardından, seçim dönemleri öncesinde veya sonrasında ve dış kaynak ihtiyacı hissedilen dönemlerde karşımıza çıkmaktadır.

O zaman bugün için böyle bir uygulamaya ihtiyaç olup olmadığını, geçmiş vergi aflarının gerçekleştiği dönemlerdeki ekonomik verilerle bugünkü koşulları karşılaştırarak cevaplamaya çalışalım.

Aşağıdaki Tabloda çeşitli vergi af veya yapılandırma düzenlemeleri getiren kanunların yürürlüğe girdiği yıllarda (ve aylarda) bu af/yapılandırma uygulamalarını gerekli kılan kamu maliyesi, makro ekonomi ve finansal göstergeler yer almaktadır. Bu göstergeleri bugünkü verilerle kıyaslayabiliriz. Tablodaki verileri Hazine ve Maliye Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Ofisi ile BDDK sitesindeki kaynaklardan derledik.

Kanun no

Yıl

Kamu Borç Stoku (%GSYH)

Vergi Gelirleri Tahakkuk/Tahsilat Oranı

Bütçe Açığı/GSYH(%)

Büyüme Hızı (%)

İşsizlik (%)

Takipteki Krediler (MilyarTL)

4811

2003

59,8

N/A

8,6

5,6

N/A

N/A

5811

2008

26,5

88,5

1,8

0,8

10

12,9

6111

2011

26,1

84,1

1,3

11,1

9,1

19,4

6486

2013

13

85,4

1

8,5

9

26,7

6552

2014

8,7

83,5

1,1

5,2

9,9

35,7

6736

2016

6,8

78,9

1,1

3,2

10,9

53,6

7143

2018

8,6

78,7

1,9

3

11

67,9

BUGÜN

2020

20,6

67,7(8.ay)

4,9 (YEP)

0,3 (YEP)

13,8 (YEP)

150,8 (8.ay)

 

Türkiye’de son yıllarda ekonomik göstergelerin bozulma gösterdiği bir gerçek. Döviz kuru şokları, enflasyon ve işsizlik, global ekonomik ve siyasi gelişmeler, son yıllarda ekonomide bir daralmayı da birlikte getirmişti. 2020 yılı ise tüm dünyayı saran Covid-19 pandemisi ile ülkemiz için de önemli bir ekonomik bunalım sebebi oldu. Hizmetler sektörünün durması, turizm ve eğlence sektörünün büyük darbe alması, küçük esnafın daralan talep ile yaşadığı mağduriyetler, imalat ve ihracat sektörlerinin ise bozulan tedarik zincirleri ve daralan ekonomi nedeniyle yaşadığı belirsizlikler, tüm ekonomik aktörlerin finansal zorluk yaşamasına neden oldu. Tabi ki artan işsizlik, yurt içi talepte de önemli bir daralma getirdi.

Öncelikle kamu kesiminin finansman ihtiyacı açısından baktığımızda, daha önceki af uygulaması yıllarına göre vergi tahsilatlarının çok daha fazla daraldığını, bütçe açığının arttığını, kamu borç stokunun da buna paralel olarak büyüdüğünü görüyoruz.  

Makro ekonomik dengelere baktığımızda ise, bugün daha önceki vergi aflarının getirildiği dönemlerdeki büyüme hızlarına göre önemli bir yavaşlama, işsizlik oranlarında ise ciddi bir artışla karşı karşıyayız.

Özel kesimin vergi ödeme gücünü kıyaslamak bakımından, tüm sektörler itibariyle toplam takipteki kredi tutarlarını karşılaştırabiliriz. 2020 yılı takipteki kredi miktarı, bir önceki af dönemi olan 2018 yılının takipteki kredi toplamının iki katını aşmış durumda.

Vergi tahsil/tahakkuk oranlarının düşüşü ve takipteki kredilerin yükselişi, bize firmaların vergi ödeyecek mali güçlerinin olmadığını gösteriyor. İşsizlikteki artışla birlikte, büyümedeki yavaşlama ise, bir süre daha arz ve talepte vergi geliri ve tahsilatı yaratacak bir canlanmanın olmayacağına işaret etmektedir.

Bütçe açıklarının ve hazine nakit açıklarının büyümesi de kamu maliyesinin acil ilave kaynak bulmaya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Yeni vergiler koymak, vergilenebilecek gelir, servet ve tüketim konuları bulunması halinde etkili olabilir. Ancak zaten yüksek olan ve daha yeni çeşitli artışlar yapılan ÖTV, Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi gibi temel gelir kaynaklarında sınıra gelindiğini, kayıt dışılığın teşvik edilmeye başlandığını, mevcut tahsilatın da yavaşladığını unutmamak lazım.

Sorumlu Vergici Bakışıyla Değerlendirmemiz…

Vergi affı uygulamalarının vergiye uyum ve vergi ahlakı üzerindeki bozucu etkileri tartışılmazdır. Vergi aflarını süreklilik arz eden bir vergi sistemi bileşeni haline getirmek, kısa sürede yaratacağı fiskal ve idari faydalara rağmen, uzun vadede bozulmuş, güven duyulmayan, adaletsiz ve verimsiz bir vergi sistemi yaratır.

Ancak, belli buhran dönemlerinin ardından, ekonominin toparlanması, vergi adaletinin ve sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesi için tüm toplumun destek ve onayının alınması şartıyla tutarlı bir vergi affı uygulamasının hayata geçirilmesi faydalı olabilir.

Mevcut ekonomik veriler, geçmişteki vergi afları ile kıyaslandığında, zaman ve koşullar bakımından çok daha haklı görülebilecek bir vergi affına izin vermektedir. Ancak bu affın;

·         Öncelikle birikmiş ve ödenemeyen vergi borçlarını makul bir yapılandırmayla tahsilata dönüştüren,

·         Uzayan vergi davaları nedeniyle katlanan faiz ve cezalarla ödenemez hale gelen ihtilaflı borçları çözüme bağlayan,

·         Mükelleflerin biriken KDV iade alacaklarını her türlü kamu alacaklarına karşılık mahsuben ödeme aracı olarak kullanmaya imkan veren ve dürüst mükellefler için bu süreci kolaylaştıran,

·         Mükelleflerin kamudan olan her türlü iade ve hakediş alacaklarını hızlandıran,

·         Kayıt dışı servet ve kazançları gönüllü olarak kayıt altına almayı teşvik eden,

yapıya sahip olması gerekir.

Ve en önemlisi, bundan sonra politik tercihlerle sürekli af kanunu çıkarılmayacağı konusunda toplumu ikna edecek bir anayasal sınırlandırma da bu af düzenlemesiyle birlikte getirilmelidir. Vergi affı mahiyetindeki (vergi matrahlarının, vergi cezalarının, vergi denetimlerinin ve vergi yargılamalarının kısıtlanmasını içeren) yasal düzenlemelerin ancak nitelikli çoğunluk gerektiren özel kanunlarla yürürlüğe konulabileceği, Anayasal kurala bağlanmalıdır.

Vergi mevzuatında sadeleştirme, beyan esasının güven esasına dayandırılması, caydırıcı vergi cezaları ve daha makul vergi oranları ile mülkiyet hakkına zarar vermeyen bir vergi düzeni de acilen hayata geçirilmelidir. Böylece, vergi aflarının sürekli hale gelen toplanamayan vergiler, çözülemeyen ihtilaflar sarmalını kırmak için kullanılan bir araçtan ziyade, olağan üstü durumlarda istisnai olarak kullanılan bir sosyal politika aracına dönüşmesi sağlanmalıdır.

Vergiye uyumun, sistemin adaletine olan güvene ve toplanan vergilerin toplumun gerçek ihtiyaçları için harcandığına olan inanca bağlı olduğu unutulmamalıdır.

Saygılarımızla,

 

 

Kaynaklar

https://ms.hmb.gov.tr/uploads/2020/09/A%C4%9Fustos.pdf

2021-2023 OVP

https://www.sbb.gov.tr/butce/

https://www.hmb.gov.tr/kamu-finansmani-istatistikleri

https://www.bddk.org.tr/BultenAylik

 

M. Yavuz Öner
Dolaylı Vergiler Bölüm Başkanı, Şirket Ortağı
yoner@kpmg.com