Bayram Öncesi Yarım Gün Çalışma ve Yıllık İzin Uygulaması
Ramazan ve Kurban Bayramı dönemlerinde çalışma düzeni, hem işverenler hem de çalışanlar açısından her yıl yeniden gündeme gelmektedir. Özellikle arife günü yarım gün çalışma, bayram günlerinde çalışma ücreti ve yıllık izinlerin bayram tatili ile çakışması gibi konular uygulamada sıkça tartışılmaktadır. Bu konuların hukuki dayanağı ise başta 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerdir.
Bu yazıda bayram öncesi çalışma düzeni ve yıllık izin uygulaması, ilgili mevzuat hükümleri kapsamında ele alınacaktır.
Yıllık İzin Uygulaması
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 50. maddesi, dinlenmeyi çalışanlar için vazgeçilmez bir hak olarak tanımlamakta olup 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında düzenlenen yıllık ücretli izin, işçinin deneme süreleri dahil edilerek en az bir yıl çalışmasının ardından ücretinde herhangi bir kesinti yapılmadan dinlenme amacıyla kullandığı izin süresini ifade etmektedir, bu haktan vazgeçilemeyecektir. Kanun uyarınca yıllık izin süreleri işçinin kıdemine göre en az 14, 20 ve 26 gün olarak belirlenmiştir. Ayrıca 18 yaşından küçük veya 50 yaşından büyük işçiler için yıllık izin süresi en az 20 gün olup, bu süreler iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile artırılabilmekte ancak azaltılamamaktadır.
Bayram Tatilleri ve Arife Gününün Hukuki Niteliği
Bayram tatillerinin süresi ve arife gününün ne şekilde değerlendirileceği 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir.
Kanunun ilgili hükmü şu şekildedir:
“Ramazan Bayramı; arife günü saat 13.00’ten itibaren 3,5 gündür. Kurban Bayramı; arife günü saat 13.00’ten itibaren 4,5 gündür.”
Bu hüküm uyarınca uygulamada;
- Arife günü saat 13.00’e kadar çalışma,
- 13.00’ten sonra ise genel tatil söz konusudur.
Dolayısıyla özel sektör bakımından arife günü genellikle yarım gün çalışma günü olarak uygulanmaktadır. Ancak işyerinin veya işin niteliği gereği çalışma yapılması pekala mümkündür. Bu durumda çalışmanın karşılığına ilişkin hükümler İş Kanunu kapsamında değerlendirilir.
Arife Gününde Yarım Gün Yıllık İzin Uygulaması
Arife günleri, ulusal bayram ve genel tatil mevzuatı kapsamında yarım gün çalışma süresi öngörülen günler arasında yer almaktadır. Bu nedenle uygulamada çalışanların arife gününde yıllık izin talep etmeleri halinde söz konusu iznin yarım gün olarak kullandırılıp
kullandırılamayacağı konusu gündeme gelebilmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56’ncı maddesi uyarınca işverenin yıllık ücretli izni tek taraflı iradesiyle bölmesi mümkün değildir. Yıllık izin, kural olarak kesintisiz ve devamlı şekilde kullandırılmalıdır. Ancak aynı maddede önemli bir istisna düzenlenmiştir. Tarafların karşılıklı mutabakatı bulunması halinde, yıllık izin süreleri bölünerek kullandırılabilir. Bu durumda yıllık izin süresinin en az bir bölümünün 10 günden az olmamak üzere kesintisiz kullandırılması zorunludur.
Ayrıca, izinlerin bölünmesine ilişkin uygulamanın geçerli sayılabilmesi için işçinin açık rızasının bulunması ve izin kullanımının işveren tarafından tek taraflı planlama şeklinde dayatılmaması gerekmektedir.
Kanunda yarım gün yıllık izin kullanımına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum, uygulamada farklı yorum ve değerlendirmelere yol açmaktadır. Uygulamada geçmiş dönemlerde bu konuya ilişkin farklı değerlendirmeler de gündeme gelmiştir. Yargı kararlarında arife günleri gibi yarım gün çalışma yapılan günlerde yıllık iznin yarım gün olarak kullandırılabileceği yönünde değerlendirmeler bulunmasına rağmen, bazı BAM kararları ve denetimlerde iş müfettişleri tarafından yıllık iznin bir dinlenme hakkı olduğu ve yarım gün şeklinde bölünemeyeceği gerekçesiyle eleştiriler yöneltilebilmekteydi. Ancak son dönemde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından görevlendirilen iş müfettişleri nezdinde de uygulamaya ilişkin ortak bir yaklaşım oluştuğu ve arife günlerine özgü olarak yarım gün yıllık izin kullanımının mümkün olduğu yönünde mutabakata varıldığı görülmektedir.
Yargıtay kararlarında yıllık izinlerin kullandırıldığının ispatı ve izin uygulamasının kayıt altına alınmasının önemi de ayrıca vurgulanmaktadır. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E.2019/2032, K.2019/6410 sayılı kararında da yıllık izinlerin kullandırıldığına ilişkin yazılı belgelerin bulunmasının gerekliliği ifade edilmiştir. “Yıllık iznin kullandırıldığı davalı işverenlik tarafından yazılı belge ile ispatlanmalıdır.” Bu doğrultuda, arife günü yarım gün yıllık izin uygulamasının tercih edilmesi halinde, söz konusu izinlerin bordro kayıtlarında yarım gün olarak izlenmesi ve çalışan tarafından imzalanmış yıllık izin talep formlarının özlük dosyasında saklanması önem arz etmektedir. Bu uygulama, hem izin kullanımının şeffaf biçimde takip edilmesini sağlayacak hem de olası denetim veya uyuşmazlık durumlarında işveren açısından ispat kolaylığı sağlayacaktır.
Bayram Günlerinde Çalışma ve Ücret Uygulaması
Bayram ve genel tatil günlerinde çalışmanın karşılığı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 47. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir. “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir. Tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir.”
Bu düzenleme çerçevesinde;
- İşçi bayram günlerinde çalışmazsa ücretini tam olarak alır.
- Bayram günlerinde çalıştırılırsa, o gün için ilave bir günlük ücret daha ödenir.
Dolayısıyla bayram günü çalışan bir işçi için uygulamada iki günlük ücret söz konusu olmaktadır. Ayrıca ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin çalışma ücreti izinle veya serbest zamanla telafi edilemeyecek olup çalışma karşılığı sadece ücret olarak ödenmelidir.
Fazla Çalışma Açısından Bayram Dönemi
Bayram döneminde yapılan çalışmaların fazla çalışma olup olmayacağı ise Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Yönetmelikte fazla çalışma şu şekilde tanımlanmaktadır: “Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır.”
Dolayısıyla bayram günlerinde yapılan çalışma haftalık kırk beş saati aşıyorsa çalışana iki buçuk yevmiye ödenmesi gerekecektir.
Ayrıca tatil gününde bir saat çalışılmış ise de çalışma karşılığı ücretin, bir günlük yevmiye tutarında ödenmesi gerekli olduğunu hatırlatmak isteriz.
Bayram Öncesi veya Sonrası Telafi Çalışması
Bazı işyerlerinde arife günü veya bayram öncesinde çalışma süreleri azaltılmakta ve sonrasında telafi çalışması yapılmaktadır. Bu uygulamanın hukuki dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 64. maddesinde şu şekilde yer almaktadır.
“… ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması ya da tamamen tatil edilmesi hâlinde işveren, dört ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir.”
Aynı maddede telafi çalışmasına ilişkin bir diğer önemli hüküm de şu şekildedir:
“Telafi çalışmaları günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz.”
Dolayısıyla arife günü veya bayram öncesinde çalışma süresi azaltılmışsa, işveren dört ay içerisinde günde 3 saatten fazla ve tatil günlerine denk gelmeyecek şekilde telafi çalışması yaptırabilmektedir.
Sonuç
İşverenler bayram dönemlerinde çalışma ve izin planlamalarını yaparken çalışanların dinlenme hakkını gözetmeleri ve uygulamaları kayıt altına almaları önem taşımaktadır. Bayram öncesi ve bayram süresince uygulanacak çalışma ve izin düzeninin mevzuata uygun şekilde belirlenmesi, uygulamada ortaya çıkabilecek tereddüt ve uyuşmazlıkların önüne geçilmesi bakımından önem arz etmektedir.
Bununla birlikte, bayram dönemine özgü olarak yapılan bu düzenlemelerin süreklilik kazanarak işyeri uygulaması haline gelmemesine de dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatmak isteriz. Aksi halde, istisnai nitelikteki bu uygulamalar çalışanlar bakımından ilerleyen dönemlerde yerleşik bir hak veya beklenti olarak ileri sürülebilecektir.
