NE
KADAR UZAKTAN ÇALIŞMA?
YURT DIŞINDAN UZAKTAN ÇALIŞMADA SOSYAL GÜVENLİĞİN SAĞLANMASI
Dijital dönüşüm ve teknolojideki
ilerlemeler, çalışma hayatının sınırlarını fiziksel ofislerin ötesine taşıyarak
küresel bir boyuta ulaştırdı. Günümüzde pek çok çalışan, Türkiye merkezli bir işyeri
için yurt dışından hizmet üretebiliyor veya yurt dışında kurulu bir işyeri
çalışanı Türkiye’den çalışabilmektedir. Bu yeni çalışma modeli, emeklilik başta
olmak üzere beraberinde sosyal güvenlik hakları ve vergi süreçleriyle ilgili
kritik soruları gündeme getirebilmektedir.
Yurt dışından uzaktan çalışma sürecinde dikkat edilmesi gereken temel başlıkları ve sosyal güvenlik yansımalarını bu yazımızda sizler için ele aldık.
Mekâna Bağlı Çalışmanın
Esnekleşmesi
Geleneksel çalışma anlayışında
işin belirli bir işyerinde yapılması esasken, göçün artması, hızlı iletişim ve
teknolojinin geliştirdiği araçlar sonucu günümüzde yazılım, web tasarımı, çağrı
merkezi, danışmanlık ve yazarlık gibi mesleklerde mekâna olan bağımlılık
neredeyse ortadan kalkmış durumdadır. Koronavirüs (COVID-19) sonucu pandemi
döneminde özellikle hizmet sektöründe çalışanların uzaktan çalışmaya geçmesi
bir gereklilik iken, sonrasında ihtiyari olarak uzaktan çalışmaya geçme eğilimi
artarak devam etmiştir. İnsan kaynakları uygulamaları bakımından uzaktan
çalışmanın sosyal güvenlik ve çalışma mevzuatındaki yeri gün geçtikte merak
edilen konuların başında gelmektedir.
Sosyal güvenlik mevzuatı
açısından bir kişinin 4/1-a kapsamında (eski tabiri SSK) sigortalı
sayılabilmesi için temel şart; taraflar arasında hizmet akdinin (iş,
ücret, bağımlılık ve zaman unsurları) bulunmasıdır. Dolayısıyla, çalışanın
fiziksel olarak işyeri adresinden başka bir şehirde veya ülkede bulunması,
işverenle olan bağımlılık ilişkisi ve ücret ödemesi devam ettiği sürece
sigortalılığının sürdürülmesine yasal bir engel teşkil etmemektedir. Uzaktan
çalışma modellerinin verimliliği artırdığı ve maliyetleri düşürdüğü göz önüne
alındığında, bu esnekliğin mevzuatla daha kapsamlı şekilde desteklenmesi
gerektiği de vurgulanmaktadır.
Yapılan İş ve İşin Niteliği
Yönünden Değerlendirme
Bütün mesleklerin uzaktan icra
edilmesi mümkün değilken, bazı mesleklerde uzaktan çalışma gereklilik haline
gelebilmektedir. Yapılan işin türü, işyeri özellikleri ve sigortalının
mesleğine göre; hatta bazen zamanın niteliği ve gerekliliğine göre uzaktan
çalışmanın kurulması önemli hale gelmektedir. Bazı durumlarda uzaktan çalışma
yapılacak işler ve meslekler, Türk iş ve sosyal güvenlik mevzuatında
tanımlanmasına rağmen tanımlanmayan konuların da olduğu bilinmelidir. Bazı
durumlarda ise meslek veya hizmet akdi kendi içinde özel değerlendirmeye tabi
tutulmalıdır. Uzaktan çalışmanın yasal düzenlemelerdeki yeri kısaca açıklanmaya
çalışılmıştır.
Uzaktan çalışma, ilk defa Kanun
düzeyinde 2016 yılında düzenlenmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 14 üncü
maddesinin 4 üncü fıkrasında uzaktan çalışma tanımlanmıştır; “İşçinin,
işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini
evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi
esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisidir.” Bu tanımla
birlikte uzaktan çalışma evden yapılacağı gibi teknoloji kullanımı ile başka
yerlerde de yapılabilecektir. Ülke içinde veya ülke dışında şeklinde bir
sınırlama yapılmadığı görülmektedir. Uzaktan çalışma sözleşmesinin yazılı
yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bununla birlikte 5 inci fıkrayla iş
sözleşmesinde yer alması gereken unsurlar düzenlenmiştir: “İşin tanımı,
yapılma şekli, işin süresi ve yeri, ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin
hususlar, işveren tarafından sağlanan ekipman ve bunların korunmasına ilişkin
yükümlülükler, işverenin işçiyle iletişim kurması ile genel ve özel çalışma
şartlarına ilişkin hükümler yer alır.”
Kanuni düzenleme 2016 yılında
yapılmasına rağmen Uzaktan Çalışma Yönetmeliği pandeminin de etkisiyle 10 Mart
2021 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelikte
uzaktan çalışmaya geçişteki usul detaylı açıklanmış olmasına karşın uygulama
esasları yapılacak sözleşmeyle taraflara bırakılmış durumdadır. Yönetmelikle
uzaktan çalışma yapılamayacak işler tanımlanmıştır:
“Tehlikeli kimyasal madde ve
radyoaktif maddelerle çalışma, bu maddelerin işlenmesi veya söz konusu
maddelerin atıkları ile çalışma, biyolojik etkenlere maruz kalma riski bulunan
çalışma işlemlerini içeren işlerde uzaktan çalışma yapılamaz. ...”
Diğer yandan yönetmelikte de
uzaktan çalışmanın mekânsal sınırlamasının yapılmadığı görülmektedir. Bu
durumda yurt dışından da uzaktan çalışma yapılabileceği sonucu çıkabilmektedir.
İş mevzuatında yurt dışından uzaktan çalışma sınırlaması olmamasına rağmen
sosyal güvenlik alt düzenlemelerinde sahte sigortalılığı önlemek için istisnai
meslekler dışındaki çalışmalara katı bir sınırlama getirdiği görülmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından
2013 yılında yayımlanan 2013/11 Sayılı Sigortalılık İşlemleri Hakkında
Genelgede bu konuda birden fazla yasaklayıcı husus olmasına rağmen dikkat
çekici örneklerden bir tanesi aşağıdaki gibidir:
“Yurda giriş-çıkış tarihlerine
göre, Ülkemizde (4/a) kapsamındaki sigortalılığın başladığı tarihte yurt
dışında olduğu ve hizmetin devamında Türkiye’ye giriş yaptığı tespit edilen
sigortalının, yurda giriş yaptığı tarihe kadar bildirilmiş olan hizmetleri
iptal edilecek, yurda giriş yapılan tarihten itibaren bildirilmiş olan
hizmetleri ise geçerli sayılacaktır.
Örnek 1- (A) işyerinden
4/9/2017- 31/12/2018 tarihleri arasında (4/a) kapsamında sigortalılığı
bildirilen ve yurda giriş-çıkış belgesine göre 25/8/2017-9/11/2017 tarihleri
arasında yurt dışında olduğu tespit edilen sigortalının 4/9/2017-8/11/2017
tarihleri arasında bildirilen hizmetleri iptal edilecek, 9/11/2018 tarihinden
sonra bildirilmiş olan hizmetleri ise geçerli sayılacaktır.”
Diğer yandan Genelge’de yer alan
“Bazı mesleklerde (örneğin gazetecilik v.b.) sigortalıların işlerini belirli
bir yere bağlı olmadan yapmaları mümkün bulunmakta olup, bu tür durumlarda
sigortalının adresinin yurt dışında bulunmasının bir önemi bulunmamaktadır.”
bu açıklamaya göre mekâna bağımlı olmayan mesleklerin yurt dışından
yapılabileceği sonucu çıkarılmaktadır. Örneğin, bir gazetecinin haber takibi
yapmak için veya bir dış ticaret uzmanının pazarlama faaliyeti yapmak üzere yurt
dışında bulunması işin doğası gereğidir ve bu durum sigortalılık bildirimini
geçersiz kılmayacaktır. Benzer bir mantıkla, günümüzün dijital iş kollarında
çalışanların da adreslerinin yurt dışında olması, yaptıkları işin niteliğiyle
uyumlu olduğu sürece "sahte sigorta" olarak değerlendirilmemelidir.
Ancak burada kritik olan, yapılan işin gerçekten uzaktan yapılmaya uygun olup
olmadığı ve bu durumun kanıtlanabilir olmasıdır.
Uzaktan çalışma, uluslararası
sosyal güvenlik sözleşmeleriyle doğrudan düzenlenmemiş olsa da ikili
sözleşmelerin bazı uygulamaları muhteviyatı gereği uzaktan çalışma sonuçları aynıdır.
Bu durumlar aşağıda açıklanmaktadır.
Muafiyet Belgesi ve İkili Sosyal
Güvenlik Sözleşmeleri
Yurt dışına gönderilen veya orada
çalışan Türk vatandaşlarının sosyal güvenlik haklarının korunması, gidilen
ülkeyle Türkiye arasında bir ikili sosyal güvenlik sözleşmesi olup
olmamasına göre değişmektedir.
Sözleşmeli Ülkeler:
Türkiye'nin 35 ülke ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmaktadır. Bu ülkelerde
görevlendirilen çalışanlar için SGK'dan alınan ve ilgili ülkenin kurumuna
sunulan formülerler (muafiyet/görevlendirme belgeleri) sayesinde, kişi
bulunduğu ülkenin sigorta sistemine dahil olmadan Türkiye'deki sigortasını
devam ettirebilmektedir.
Sözleşmesiz Ülkeler: Eğer
çalışma sosyal güvenlik anlaşması olmayan bir ülkede gerçekleşiyorsa,
çalışanlar genellikle 5510/5-g maddesi uyarınca kısa vadeli sigorta ve genel
sağlık sigortası kapsamında bildirilmektedir.
Özellikli Durumlar: Hizmet
İptali Riski ve Sağlık Sigortası
Yurt dışından uzaktan
çalışanların en çok karşılaştığı risklerden biri hizmet iptalleridir. Emeklilik
aşamasında SGK'nın yaptığı pasaport kayıt kontrolleri bu durumu tespit
yöntemlerinden bir tanesidir. Eğer bir kişi yurt dışında bulunduğu sürede
Türkiye'de sigortalı gösterilmişse ve bu durum usulüne uygun bir geçici
görevlendirme belgesi veya uzaktan çalışma sözleşmesiyle
desteklenmiyorsa, hizmetlerin iptal edilmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle
işverenlerin; görevlendirme yazılarını, konaklama ve uçak bileti masraflarını
içeren kayıtları titizlikle saklaması hayati önem taşımaktadır.
Konu ile ilgili 2013/11 sayılı
genelgede şu hüküm yer almaktadır:
“Sigortalının (4/a) kapsamında
geçen çalışmasının başlangıcında ülkemizde bulunduğu ve (4/a) hizmetinin
devamında yurt dışına çıkış yaptığının tespit edilmesi halinde, işveren
tarafından sigortalının yurt dışına görevli olarak gönderildiğinin ispatlanması
(Kanunun 10 uncu maddesinde belirtilen geçici olarak yurt dışına
görevlendirildiğine dair belgenin, sigortalıya yaptığı harcamaların uçak
bileti, otel masrafı vb. gider olarak defter kayıtlarına işleyip işlemediğini
belgelendirmesi) durumunda, hizmetin tamamı geçerli sayılacak, söz konusu
belgelerin işveren tarafından sunulamaması halinde (yıllık izin süreleri hariç)
aksine bir tespit olmadığı sürece, yurt dışına çıkış tarihinden sonra
bildirilen (4/a) hizmetleri iptal edilecek, ancak sigortalılık devam ederken
yurda giriş yapıldığının tespit edilmesi halinde yurda giriş yapılan tarihten
itibaren (4/a) hizmetleri geçerli sayılacaktır.”
Bir diğer önemli konu ise Genel
Sağlık Sigortası (GSS) primleridir. Yurt dışında ikamet eden ve oradan
uzaktan çalışan bir kişi Türkiye'de 4/a kapsamında bildirilse bile, ikametgahı
yurt dışında olduğu sürece ülkemizde sağlık hizmetlerinden (provizyon)
yararlanamayabilir. Bu durum, "hizmet alınmayan bir primin ödenmesi"
gibi bir çelişki doğurduğundan, mevzuatta bu özel duruma dair daha net
düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.
Geçici Görevlendirme
Geçici görevlendirme sigortalının
işveren tarafından esasen bağlı olduğu işyerinden belirli bir süreyle ve
belirli bir işin görülmesi amacıyla, iş ilişkisinin merkezini kalıcı olarak
değiştirmeksizin başka bir işyerine veya ülkeye gönderilmesi olarak tanımlanmaktadır.
5510 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinde, geçici görevle yurt dışında olma halinde de sigortalılığın devam
edeceği belirtilmektedir: “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde
sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına
gönderilmeleri, (c) bendinde sayılan sigortalıların mevzuatlarında belirtilen
usûle uygun olarak yurt dışına gönderilmeleri veya (b) bendinde sayılanların
sigortalılığa esas çalışması nedeniyle yurt dışında bulunmaları halinde, bu
görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya
ilişkin hak ve yükümlülükleri devam eder.” Geçici görevlendirme ve
sigortalılık ilişkisinde azami sürenin olmaması dikkat çekmektedir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi,
geçici görev kavramının sınırlarının belirlenmesine ilişkin olarak aşağıdaki
kararında önemli kriterler ortaya koymaktadır:
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 7189/2025, K. 13038/2025, T.
06.10.2025
“…Anılan maddede “geçici
görev” kavramı bakımından herhangi bir süre sınırlaması öngörülmediğinden,
görevin geçici mi yoksa sürekli mi olduğunun belirlenmesinde her somut olayın
özelliği, bu yönde hizmet akdinin sigortalıya yüklediği iş görme ediminin niteliği,
iş süresini belirlemeye ilişkin iş hayatının olağan akışı ve sosyal güvenlik
hukuku ilkeleri gözetilecektir.”
Bu karar ile Yargıtay, geçici
görevin süreyle mekanik biçimde tanımlanamayacağını; her bir olayda iş
sözleşmesinin içeriği, işin niteliği ve iş hayatının olağan akışı dikkate
alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Yargıtay aşağıdaki kararında, şirketin
yurt dışında kurulması ve doğrudan yurt dışında çalıştırılmak üzere işe alınan
kişilerin geçici görevlendirme kapsamında değerlendirilmeyeceği sonucuna
ulaşmaktadır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11698, K. 2025/6767, T.
28.04.2025.
“… Ancak işverenin baştan beri
yurt dışında faaliyet göstermesi halinde, bu işveren yanında işe başlanması ve
orada çalışılması, Türkiye’de tescilli işyerinde faaliyet yürütmekte olan
işverenin yurt dışına ayrı işyeri açması ve sigortalının Türkiye’deki işyerinde
herhangi bir çalışması, bu işyerinde görevlendirilmesi söz konusu olmaksızın,
doğrudan yurtdışındaki işyerinde, geçici görevle yurtdışına gönderilme
niteliğinde değerlendirilemez. Diğer bir deyişle geçici olarak götürülmeyip
yurtdışına o ülkenin mevzuatına göre kurulmuş ve faaliyet gösteren, Türkiye’de
işyeri bulunmayan işverenler yanında, doğrudan yurtdışındaki iş nedeniyle işe
alınan Türk işçilerin o ülke mevzuatına tabi olacakları, 506 sayılı kanun ve
5510 sayılı kanunun 4/1-a kapsamında sigortalı sayılmayacakları
anlaşılmaktadır.”
Yargıtay bu kararla, işçinin Türkiye’de tescilli işyerinde fiili bir çalışmasının veya buradan geçici görevlendirilmesinin bulunmadığı durumlarda, salt Türk işverenle çalışma ilişkisinin tek başına 506 ve 5510 sayılı Kanunlar kapsamında sigortalılık için yeterli olmayacağını açıkça vurgulamaktadır. Dolayısıyla, yurt dışında kurulu ve Türkiye’de işyeri bulunmayan işveren nezdinde doğrudan işe başlayan Türk işçiler, esas itibarıyla çalıştıkları ülke sosyal güvenlik mevzuatına tabi kabul edilmektedir.
Sonuç
Uzaktan çalışma, günümüzün
gerekliliklerinden bir uygulama olmakla birlikte uzaktan çalışma ilişkisi
kurulurken birden fazla faktörü göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Sigortalının mesleği, işyeri uyruğu, işin niteliği
ve süresi, sosyal güvenlik uygulamaları, iş sözleşmesi ve özlük prosedürleri
başta gelmektedir. Bütün bu hususların sağlanması halinde yurt dışından uzaktan
çalışma yapılabileceğini değerlendirmekteyiz.
Yurt dışından uzaktan çalışırken
sigortalılığınızın kesintiye uğramaması ve ileride emeklilik sorunları
yaşamamanız için yapılan işin niteliğinin belgelendirilmesi, varsa muafiyet
belgelerinin alınması ve tüm sürecin resmi kayıtlarla (görevlendirme, ücret
ödemesi vb.) desteklenmesi büyük önem arz etmektedir.
