Sign In
KPMG VERGİ / Blog / Blog Detay
30
Nisan
2019
Amerika'nın Petrol Yaptırım Kararının Türkiye Lojistik Sektörüne Etkisi

Amerika Birleşik Devletleri Türkiye'nin de içinde bulunduğu birkaç ülkenin İran'dan petrol almasına dair tanımış olduğu muafiyeti 2 Mayıs 2019'dan itibaren kaldırma kararı aldı.

İran'ın günlük 1 milyon varil olarak tahmin edilen petrol ihracatının yaklaşık yarısı Çin'e yapılıyor. İran'dan gerçekleştirilen petrol alımlarındaki muafiyeti 2 Mayıs'ta sona erecek ülkeler arasında Çin ve Türkiye'nin yanı sıra Hindistan, Güney Kore ve Japonya da yer alıyor.

OPEC ülkeleri yapılan tahminlerle ham petrol fiyatlarını belli bir tutarda tutmak için petrol arzını azaltmaya başlamıştı. Bunun sonucunda, petrol fiyatları bu yıl içerisinde yüzde 40 oranında bir artış kaydetti.

2 Mayıs'ta sona erecek muafiyetin etkisiyle petrol varil fiyatlarının artışını sürdüreceği öngörülebilir. Ayrıca, ham petrolün kalitesi ve sülfür oranı ve lojistik maliyetleri de rafinaj çıkış fiyatını etkileyen önemli unsurlar olacaktır.

Lojistik sektörü bakımından konuyu değerlendirecek olursak;

Türkiye'de, lojistik sektörü denildiği zaman özellikle kamyon, tır ve kabotaj hattında çalışan gemiler önemli bir yer tutuyor. Ülkemiz yüz ölçümü bakımından geniş bir coğrafyaya yayılmış olup, özellikle ürün maliyetlerinde lojistik maliyetleri belirleyici bir öneme sahip. Yılbaşından itibaren Brent petrol piyasası verilerini incelediğimizde ise 2 Ocak'ta 55,74 dolar olan fiyatın bugünlerde 74,57'leri gördüğü dikkati çekiyor. Brent petrol verileri önemli; çünkü Brent petrol kuzey denizinde bulunan belirli bir petrol sahasından çıkartılan petrolü  temsil ediyor. Bu sahadan üretilen petrol düşük sülfürlü olup, rafinaj maliyeti az, daha kolay dizel ve benzin üretiliyor. Bu sebeple dünyada gerçekleşen petrol anlaşmalarının üçte ikisi bu petrol üzerinde gerçekleştiriliyor. Brent petrol dışında, WTI (Amerikan petrolü) ve Dubai Fateh petrolleri (Umman veya Orta Doğu'dan çıkan petrol) sayılabilir. Her türlü ham petrolle dizel ve benzin üretimi söz konusu veya kolay olmayıp, Brent bu üretim için en uygun ürün olarak değerlendirilebilir.

16 Kasım 2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de (Tebliğ No: 2008-32/34) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in (Tebliğ No: 2018-32/52) 22'inci maddesinde "Ancak, taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılması mümkündür" açıklamasıyla, döviz veya dövize endeksli sözleşme yasağı getirilen hizmetlere, taşımacılık sektörü için küçük bir istisna tanınmıştı. Bunun sonucunda, akaryakıt fiyatlarına göre; endeksleme yapılması durumunda taşıma maliyetlerinde son gelişmeler göre ciddi artışlar yaşanması da söz konusu olabilecek.

Denizcilik sektörü bakımından bir de IMO 2020'nin (Düşük sülfürlü yakıt) uygulamaya geçeceği bir zamanda, Türk denizcilik sektörüne de ayrıca bir maliyet oluşturacağını belirtmemizde fayda var.

Bilindiği üzere 1 Ocak 2020'de IMO, deniz yakıtları için %0,5'lik küresel kükürt sınırını zorunlu kılacak. Bu neden önemli; şu anda denizcilik yakıtı olarak kullanılan yakıtların kükürt oranı %3,5 oranında. Bir adım geri atıp, küresel deniz ticaretini göz önüne aldığımızda ne kadar büyük bir değişiklik olacağı açık. IMO 2020 ile ilgili olarak ilk uyum için birçok proje göz önünde tutulmaktadır. Mevzuat değişikliği ile birlikte uyum için gemi sahiplerinin küresel ölçekte düşük kükürtlü yakıt ihtiyacı gün geçtikçe artacaktır. Bu talep ile birlikte "Sweet Crude Oil" diye adlandırılan düşük sülfür seviyesine sahip daha az maliyetle işlenebilecek Brent, WTI gibi ham petrol piyasalarına talep artacaktır. Şu anda bile bu arz-talep değişiklikleri piyasadaki fiyatları değiştirirken, 2 Mayıs'ta İran petrolüne gelecek olan yasak, fiyat dengesini hızlı bozulmasına neden olacaktır.    

Akaryakıt sektöründeki bu gelişmeler sonucunda eğer maliyetleri artırmayacak düzeyde bir ikame ham petrol kaynağı bulunamaz veya OPEC arz'ını artırmazsa (Özellikle IMO 2020 ile gelecek olan mevzuat değişikliği nedeniyle düşük sülfürlü ve kaliteli petrol ikamesi önemli olacaktır) en çok Türkiye ekonomisinin ve direkt olarak lojistik sektörünün bu durumdan zarar göreceğini söyleyebiliriz. 

* IMO 2020 ile ilgili detaylı bilgi için "Getting Ready for IMO 2020​" yayınımızı inceleyebilirsiniz.