Sign In
KPMG VERGİ / Blog / Blog Detay
4
Mart
2019
Yurt Dışından Alınan Reklam Hizmetlerindeki "Hesap Ekstresi" Tevsik Edici Belge midir?

Son zamanlarda internet üzerinden reklam hizmeti veren dar mükellef kurumların Türkiye mukimi şirketlere verdikleri reklam hizmetleri karşılığında üzerinde "fatura değildir" ibaresinin yer aldığı bir "hesap ekstresi" vermeye başlamaları, mükelleflerce bu belgelerin defterlerde gider olarak kabul edilmesi konusunda tereddüte yol açtı.

İşin içine hem KDV hem de 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile gündeme gelen stopaj konusu da girdiğinden durum daha da karmaşık bir hal aldı.

Vergi Usul Kanunu'na göre hesap ekstresi tevsik edici belge midir?

Vergi Usul Kanunu'nun 227. Maddesinde "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü yer alıyor.  Aynı kanunun 229 ve takip eden maddelerinde tevsik edici belgeler sayılmış olup, kayıtların bu belgelerden herhangi biri ile tevsik edilmesi gerektiği açıklanmıştır.

Bu tevsik edici belgelerin ise Vergi Usul Kanunu 229 ve takip eden maddelerinde; fatura, perakende satış vesikaları, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, ücret bordrosu, taşıma irsaliyesi, yolcu listeleri, günlük müşteri listeleri, muhabere evrakı gibi belgeler olduğu açıklanmıştır.

Bu açıklamalardan hareketle, üçüncü şahıslarla olan ilişki ve işlemlere ait kayıtların tevsikinin VUK hükümlerine göre zorunlu olduğu ancak yurt dışında bulunan kişi veya kuruluşlarla olan işlemlerin tevsikinde VUK'a uygun belge aranmasının mümkün olamayacağı açıktır.

İdarenin konu ile ilgili vermiş olduğu görüşlere göz atıldığında, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlardan alınan hizmetlere ilişkin tutarın gider unsuru olarak dikkate alınabilmesi için yurt dışındaki ülkeden alınacak belgenin hizmetin alındığı ülkede uygulanan vergi mevzuatı çerçevesinde geçerli bir belge olması gerektiği sonucuna ulaşılıyor.

Hesap ekstreleri stopaja ve KDV'ye tabi olacak mı?

Bilindiği üzere, 476 Sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile 01.01.2019 tarihinden itibaren internet ortamında verilen reklam hizmetlerine ilişkin olarak, bu hizmeti verenlere veya internet ortamında reklam hizmeti verilmesine aracılık edenlere;

  • Mükellef olup olmamasına bakılmaksızın gerçek kişilere yapılacak ödemelerden % 15,

  • Dar mükellef kurumlara yapılacak ödemelerden % 15,

  • Türkiye'de kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan kurumlara yapılacak ödemelerden %0

oranında stopaj yapılacağı belirtilmiştir.

Uluslararası anlaşmaları bir kenara bırakıp, yerel mevzuat hükümleri açısından değerlendirme yapıldığında Google ve Facebook gibi dar mükellef kurumlardan alınan reklam hizmetlerine ilişkin yapılacak ödemeler %15 oranında stopaja tabiidir.

KDV Kanunu hükümleri kapsamında alınan reklam hizmetlerinden Türkiye'de yararlanılması sebebiyle söz konusu hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu açıktır. Dar mükelleflerden alınan bu hizmetlerin KDV Kanunu 9. Maddesi uyarınca Türkiye mukimi şirket tarafından 2 no'lu KDV beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenmesi gerekiyor.

Sorumlu Vergicilik Bakışıyla…

Söz konusu uygulamanın, vergi yükünü ve bu yüke ait sorumluluğu Türkiye'deki şirketler üzerinde bırakma ihtimali ciddi olarak ortadadır. Sorumlu vergicilik bakışıyla değerlendirme yapmak gerekirse, bu belgelerin hizmetin alındığı ülkenin yerel mevzuatı açısından geçerli bir belge olduğunun söz konusu şirketlerden teyit edilebiliyor olması gerekiyor. Aksi takdirde idarenin özelge bazında vermiş olduğu görüşlerine paralel olarak söz konusu ekstrelerin gider olarak dikkate alınmasının eleştiri konusu yapılması mümkündür.

Söz konusu belgelerde yer alan tutarların kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması halinde dar mükellef kurumlara yapılacak ödemelerin %15 oranında stopaja tabi olacağı ve stopaj yükünün Türkiye'deki şirket üzerinde kalacağı varsayıldığında, hizmet bedelinin brüt tutarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması, ayrıca sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenecek KDV'nin ise indiriminin mümkün olmaması gibi durumlar ortaya çıkacaktır.

Vergi yükünün Türkiye'deki şirketler üzerinde kalmaması için, söz konusu şirketlerden mutlaka fatura talep edilmesi, fatura temin edilemediği durumda ise iletilen belgenin ilgili ülke vergi mevzuatı uyarınca geçerli bir belge olduğunun hizmeti sağlayan yurt dışı mukim firmalar tarafınca mutlaka ispatlanması gerektiğini düşünüyoruz.​