Sign In
KPMG VERGİ / Blog / Blog Detay
6
Kasım
2018
Mükellef ve Vergi Danışmanı Perspektifinden Swap İşlemi

Küresel çapta likidite daralmasıyla karşılaştığımız bu dönemlerde, piyasalardaki sıcak paranın rotası güvenli limanlara çevrilmiş durumda. Gelişmekte olan ülke ekonomilerinin bu yatırımlara yön verebilmek için ya faiz silahlarını çekmeleri ya da yapısal reformlarını güçlü mali politikalarla desteklemeleri gerekiyor. Aksi durumda yatırımcılar, ekonomiye karşı olan güvenlerini yitirebilir. Yerel para birimine karşı hızlı şekilde düşen güven endeksi de dövizde sert hareketlerin yaşanmasını beraberinde getirebilir.

Bu yazımızda, döviz cinsinden borcu bulunan bir işletmenin, kur riskini swap işlemiyle nasıl kontrol altına alabileceğini İdare'nin vermiş olduğu bir özelge çerçevesinde inceliyoruz. Ayrıca, bu ürünün bilanço dönemlerinde reeskont ve değerlemeye tabi tutulmasının vergisel açıdan ne gibi sonuçlar doğurabileceğine değiniyoruz.

Bankaların yabancı para işlemlerinde swaplar önemli paya sahip

Bankaların, Türk Lirası karşılığı döviz cinsinden işlem hacimlerini karşılaştırdığımızda; 2018 yılının Eylül ayında günlük ortalama 9.487 milyon USD tutarında, kurlarda hareketliliğin yaşandığı; 2018 yılının Ağustos ayında ise günlük ortalama 14.757 milyon USD tutarında spot, vadeli ve swap işlemi gerçekleştirdiğini görüyoruz1. 2018 yılının ilk çeyreğine kadar swap işlemleri toplam hacmin yaklaşık %50'sini oluştururken son aylarda bu oran %34'e kadar düşüyor.

Düşüşün başlıca nedeni; BDDK'nın yapmış olduğu bir dizi düzenlemeye dayanıyor2. Buna göre, bankaların, yurt dışı yerleşiklerle yaptıkları para swap işlemleri aracılığıyla piyasadan döviz çekilmesi ve vadede TL cinsinden alım yönündeki işlemlere sınır getirilerek, kur üzerindeki volatilitenin düzenlenmesi amaçlanıyor.

Swap işlemiyle anapara kur riski nasıl sabitlenebilir?

Para swapları, bir spot bir de forward işlemini içeriyor. İlk adımda swap sözleşmesinin imzalanmasıyla işlem tarihinde geçerli spot kur üzerinden döviz değişimi yapılıyor, sonrasında belirlenen kur üzerinden vadede para değişimi gerçekleşiyor. Böylece taraflar stratejileri doğrultusunda vadeye kadar değiştikleri para birimlerini kullanabiliyor, vadesi gelince de kur riski içermeden ilk para birimlerine dönebiliyor.

Artan faiz ortamında kredilerdeki finansman maliyeti swap ile kontrol edilebilir mi?

Faiz swaplarında (interest rate swap) taraflar anaparayı sabit tutarak ilerideki faiz ödemelerini değiştiriyor. Örneğin, işletmenin değişken faizli bir kredisi bulunuyorsa (libor+) piyasalardaki olası faiz artışlarından etkilenerek finansman maliyetleri de yükselebiliyor. İşte bu noktada, faiz swap anlaşmasıyla, işletme değişikliklerden kendini koruyabiliyor ve sabit faiz oranına geçerek borç yapısını yeniden dizayn edebiliyor.

Faiz ve kur riskinin bir arada yönetilmesi mümkün mü?

Çapraz döviz swap (cross currency swap) işleminde ise gerek anapara riski gerek faiz riski taraflar arasında değiştirilerek belirli vadede takas ediliyor. Bir bakıma para ve faiz swap işlemi tek bir sözleşmede toplanıyor. Böylece, taraflar kendi aralarında döviz ve faiz unsurlarını değiştikleri için, işletmenin yapısına uygun olan para birimini seçebiliyor ve uzun vadeli nakit akışlarını düzenleyebiliyor.

Döviz kredisi, TL cinsinden anapara ve faize nasıl dönüşür?

Günümüzde birçok şirket, gerek operasyon gerek yatırım faaliyetlerini, döviz cinsinden temin ettiği krediler ile finanse ediyor. Bu borçlar nedeniyle de kur hareketlerinden şirket bilançoları doğrudan etkileniyor.

Aşağıdaki çapraz swap örneğimizle döviz cinsinden kredi yükümlülükleri, TL cinsinden anapara ve faiz ödemelerine 5 adımda çevrilebilir;

  • Banka ile çapraz swap anlaşması düzenlenir. Çapraz swap anlaşması, döviz kredisinin (örneğin USD) ödeme planıyla ve faiziyle örtüşecek şekilde hazırlanır.

  • Kreditör ise USD cinsinden krediyi işletmenin hesabına yatırır.

  • Swap anlaşmasına göre aynı gün bankaya spot fiyattan USD satılır ve karşılığında TL alınır. (para swapı)

  • Swap anlaşması uyarınca belirli dönemlerde bankaya TL ödenir ve karşılığında USD alınır. Bankadan alınan USD bedeli, kreditöre ödenecek USD faiz tutarıyla aynıdır. Böylece swap dönemlerinde kreditöre olan faiz ödemeleri birebir karşılanır. (faiz swapı)

  • Swap vadesi geldiğinde ise kontrat kuru üzerinden bankadan USD geri alınır ve TL verilir. Böylece, swap vadesinde alınan USD ile, kredi son taksitine ilişkin anapara borcunun kapatılması sağlanır.

Böylelikle işletme, kur ve faiz oranlarında meydana gelecek değişikliklerden korunuyor. Yatırımlar ise TL cinsinden kredi ile finanse ediliyor. Ayrıca, işletmenin nakit akışı, swap ile sabitlenen TL cinsinden anapara ve kredi faizlerinden oluşuyor.

Vergilendirmede tahakkuk ve dönemsellik ilkesi esas

Swap ve diğer vadeli işlemlerin vergilendirilmesine yönelik hükümler 5 seri no'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nde açıklanıyor. Vergi kanunlarında tahakkuk ve dönemsellik ilkesi ticari kazancın tespitinde geçerli olmasının yanında, vadeli işlemlerin vergilendirilmesinin de temelini oluşturuyor.

Tahakkuk esası, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, bu işlemin miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olmasını gerektiriyor. Dönemsellik ilkesi ise, bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasını amaçlıyor.

Tahakkuk ve dönemsellik ilkesi gereği gelir veya gider, swap sözleşmesine göre ancak sözleşmenin vadesinde yani pozisyon kapatıldığı vakit oluşuyor. Ayrıca, bilanço dönemlerinde kapanmamış pozisyonlara ilişkin hesaplanan reeskontların, henüz tahakkuk etmemiş olması sebebiyle vergisel açıdan kurum kazancında dikkate alınmaması gerekiyor.

Swap işlemine yönelik reeskontlar kurumlar vergisi yönünden kabul ediliyor mu?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi swap sözleşmelerinde elde etme sözleşmenin vadesinde gerçekleştiğinden vadeye kadar dönem içerisinde yapılan reeskont işlemlerinin kurum kazancıyla ilişkilendirilmemesi gerekiyor.

Örneğin; 30 Eylül bilanço dönemi itibarıyla vadesi Ekim ayında olan swap işlemi için reeskont (vadeye kalan gün sayısına göre) hesaplanması durumunda; oluşan menfi/müspet tutar vergi matrahının tespitinde ilave veya indirim kalemi olarak dikkate alınmalı.

Swap işlemi neticesinde döviz alındığında değerlemeye tabi tutulur mu?

Swap sözleşmesine konu döviz değişimi nedeniyle bilançonun aktifine kaydedilen dövizlerin genel hükümler çerçevesinde değerlemeye tabi tutulması gerekiyor. Her ne kadar dövizler vadesinde değiş tokuş edilecek olsa da şirket bilançosunda döviz bulunması durumunda oluşan kur farkı kar veya zararının, gelir tablosu hesaplarına intikal ettirilmesi doğru bir uygulama.

Vergisel sonuçlara dikkat edilmeli

Üçüncü çeyrek bilançolarına yansıyan kur artışı, swap işlemi yapanları özellikle vergisel açıdan çift yönlü etkilemiş durumda. İşletme, bir yandan aktifine aldığı dövizleri kur değerlemesine tabi tutuyor. Diğer yandan ise swap pozisyonuna ilişkin ayırdığı reeskont tutarını vergi matrahına dahil ediyor.

Swap pozisyonlarında çeyrek dönemin aşılmamasına özen gösterilmeli

Kur artışı yaşandığı için; kur farkı karı gelir tablosu hesaplarına kaydediliyor, ayrıca ayrılan reeskont gideri de vergi matrahına ilave ediliyor. Böyle bir durumda, pozisyonun kapanmasıyla ödenecek vergiden çok daha fazla tutardaki bir geçici vergi bilanço döneminde ödenmiş oluyor. Bu tutarların sonraki geçici vergi dönemlerinde de eritilememesi durumunda mükelleflerin mahsup/iade işlemleri için kurumlar vergisi beyan tarihini beklemeleri gerekiyor.

Güncel faiz oranlarına göre paranın fırsat maliyeti düşünüldüğünde işletmeler açısından değerlendirilmesi gereken bir durum. Bu nedenle, vergisel maliyetin de hesaplamaya dahil edilerek pozisyonların geçici vergi dönemleri öncesi kapatılması veya pozisyon açılırken çeyrek dönemlerin aşılmamasına özen gösterilmeli.

İdare özelgesinde çapraz swap işlemine konu edilen döviz kredisi TL niteliği kazanıyor

5 seri no'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 6.1.2 bölümünde "…swap sözleşmesine konu döviz değişimi nedeniyle bilançonun aktifine kaydedilen dövizlerin genel hükümler çerçevesinde değerlemeye tabi tutulması gerekeceği tabiidir..." açıklaması yer almakta. Bunun temel nedeni, Vergi Usul Kanunu 280. Madde hükümleri uyarınca bilançoda yer alan döviz cinsinden yabancı paraların, döviz alış kuruyla değerlenmesi gerekiyor. Swap işlemi sonucu yabancı paralar da el değiştirdiğinden, elde eden taraf üzerinde kur farklarının hesaplanarak beyan edilmesi bekleniyor.

Yabancı para cinsinden bakiyenin değerlemesine ilişkin İdare'nin 26.10.2017 tarih ve 64597866-105[258]-20314 sayılı özelgesinde farklı bir yaklaşımı benimsediğini anlıyoruz. Özelgede döviz cinsinden kullanılan ve aynı anda çapraz swap sözleşmesi ile TL'ye sabitlenen kredilerin TL olarak mı, yoksa döviz kredisi olarak mı değerlemeye tabi tutulacağı soruluyor.

Özelgenin sonuç bölümünde ise; "..swap sözleşmesi ile Türk Lirasına sabitlenen kredilerin Türk Lirası kredi olarak değerlemeye tabi tutulması, bu kredilerin döviz değerlemesine tabi tutulmaması gerekmektedir…" görüşüne yer veriliyor.

Ancak işlemleri birbirinden ayırdığımızda farklı bir sonuca ulaşabiliyoruz. Döviz kredisi kullanıldığında banka (102 hsp) hesaplarına borç, kredi hesaplarına (300 hsp) alacak kaydedilerek muhasebeleşiyor. Swap işlemiyle de banka hesaplarındaki döviz bakiye TL cinsinden yükümlülüklere dönüyor. Ancak muhasebe açısından pasifte bulunan kredi hala döviz bakiye olarak takip ediliyor. İşte bu noktada özelgeye göre, pasifte yer alan kredi artık swap anlaşmasıyla TL nitelik kazanıyor ve kur değerlemesinin dışında tutulması gerekiyor.

Özelgeden yapılabilecek önemli çıkarımlar neler?

Grup şirketinden döviz kredisi kullanan işletmeler, çapraz swap işlemiyle anapara ve faiz ödemelerini TL olarak değiştirebilir. Anapara TL'ye dönüştüğü için de bilanço dönemlerinde kur riski ortadan kalkıyor. Faiz ödeme dönemlerinde ise bankadan gelen dövizlerle kredi kurumuna faiz geri ödemesi yapılacağından işletme bünyesinde menfi/müspet bir fark kalmıyor.

Ayrıca, döviz kredisi TL takip edileceği için kredi tutarı üzerinden herhangi bir kur farkı hesaplanmıyor. Bu durum, özellikle örtülü sermayeye konu işletmelerin vergi hesaplarına konu edilen krediden kaynaklı kur farkı bakiyelerini ortadan kaldırıyor diyebiliriz.

Bu açıdan swap işlemleri mükelleflerin faiz ve kur riskini yönetmelerini sağlarken bir yandan da tahmin edilmeyen vergisel sonuçlar doğurabiliyor. Son dönemde döviz piyasasında yaşanan hareketler düşünüldüğünde işletmedeki karar mercilerinin vadeli enstrümanları yakından tanımaları, tercih edilmesi durumunda ise vergi danışmanlarıyla birlikte mevzuata uygun değerlendirmeyi yapabileceklerini belirtmek isteriz.

http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Piyasa+Verileri/Bankalarin+TL+Karsiligi+Yabanci+Para+Islem+Hacimlerii/

2 https://www.bddk.org.tr/ContentBddk/dokuman/duyuru_0659_01.pdf​