Sign In
KPMG VERGİ / Pratik Bilgiler / Mükellef Hakları, Uyuşmazlıklar ve Çözüm Yolları

Mükellef Hakları, Uyuşmazlıklar ve Çözüm Yolları

​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​Anayasamızda kişilerin bilgi edinme hakkına ilişkin bir düzenleme yer almamakla birlikte, Cumhuriyetimizin demokrasi ve hukuk devleti nitelikleri gereği bilgi edinme hakkı; bireylere yakın bir yönetim, denetime açık ve şeffaflığı sağlama işlevlerine ilave olarak, kişiler ile toplumun yönetim organizasyonu olan Devlet arasındaki kamu güveninin üst düzeylere ulaşmasında önemli bir önemli bir role sahiptir.  

Demokratik ülkelerde, bilgi edinme hakkı, temel hak ve özgürlüklerin kullanılması açısından olmazsa olmazlardan biri olarak kabul edilmektedir. Ancak, kişiler ile devlet arasındaki bu süreçte birbirini karşılıklı olarak besleyen ve destekleyen iki yön bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla kamu kurum ve kuruluşlarına karşı bilgi verme ödevlerini yerine getirme ve akabinde gizlilik hariç kişilerin bilgi edinme hakkı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülkemizde Ekim 2003 sonrasında eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmaları için Bilgi Edinme Kanunu ve bu Kanuna ilişkin düzenlemeler yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda kurum ve kuruluşlar; bilgi edinme hakkının kullanılması konusunda kendilerine yapılan başvuruları cevaplandırmak, bilgi veya belgeye erişimde gereken kolaylıkları sağlamak suretiyle bu sürece katkıda bulmak durumundadırlar.

Diğer taraftan, devlet kamu harcamalarını karşılamak üzere, egemenlik gücüne dayalı olarak tek taraflı iradesini kullanarak, karşılıksız belirli kurallara göre kişilerden vergi toplamaktadır. Bu süreçte de esas olan bireyler ile devlet arasında uyuşmazlık yaratılmaması için vergilerin kanun işle konulup kanun ile kaldırılması esastır. Bu nedenle, her iki tarafın hak ve ödevleri Kanunlar ile hüküm altına alınmaktadır. Ancak, aynı kanunlar ile bu süreçte açık olmayan durumlar karşısında çözüm yolları da düzenlenmiştir. Çözüm yollarının bir kısmı idari,  bir kısmı ise yargı yolu ile çözümlenebilmektedir.  

Bu kapsamda bireylerin vergisel yükümlülükler ile ilgili hakları ve uyuşmazlık halinde başvuracakları çözüm yolları ve süreç özetle aşağıda ele alınmıştır.

Faydalı olması dileğiyle,
Saygılarımızla,

KPMG
Yetkin Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

Genel Haklar
Dilekçe Hakkı
Bilgi Edinme Hakkı
İhtirazi Kayıt
İtiraz ve İzahat Hakkı
Dava Açma Hakkı
Tem​yiz
Kanuni Temsilciler

Vergi Kanunlarında Yer Alan Düzenlemeler
Vergi Mahremiyeti (Gizlilik)
Vergi Borcunun veya Vergi Alacağının Ortadan Kalkması
Vergi İhbarnameleri
Bilgi Verme
Uzlaşma ve Cezalarda İndirim
Pişmanlık Hakkı
Düzeltme Talebi
Şikâyet Yolu ile Müracaat
Tecil ve Taksitlendirme Hakkı
Özelge
Vergi Affı

Genel Haklar

Dilekçe Hakkı

Mükellefler, vergileme ile ilgili olarak sonuç doğuran bir işlem yapılması veya durum tespit edilmesi için veyahut vergi idaresi tarafından alınan karar ve yapılan işlemlere karşı dilekçe ile başvuru hakkını kullanarak, yürütülen idari karar ve işlemlerin gözden geçirilmesini veya yargı yoluna başvurarak uyuşmazlığın çözülmesini talep edebilirler.

3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ile mükelleflerin dilekçe hakları hüküm altına alınmıştır.  Söz konusu kanun ile T.C. tabiyetindeki kişiler ile Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma haklarının kullanılma usulü düzenlenmektedir.

Bilgi Edinme Hakkı

Demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu yürürlüğe girmiştir. Buna ilave olarak, Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik ise 27 Nisan 2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.​

İhtirazi Kayıt

Mükellefler kendi beyanları ile çelişkiye düşemeyeceklerinden, beyana dayalı vergiler ile ilgili tarhiyatlara karşı dava açılamayacağı Vergi Usul Kanunu ile hüküm altına alınmıştır. Ancak, İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri gereği “ihtirazi kayıtla” beyanname verilmesi halinde mükelleflerin dava açma hakkını saklı tutmuştur.

İtiraz ve İzahat Hakkı

Vergileme işlemleriyle ilgili veya vergi idarelerince yapılan bireysel işlemlere ve alınan kararlara karşı tüm mükelleflerin itiraz yoluyla başvuru hakkı vardır.

Vergi Usul Kanunu’na göre, vergi incelemesi sırasında gerekli hallerde, vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları ayrıca tutanaklar ile tespit ve tevsik olunabilir. İlgililerin itiraz ve mülahazaları varsa bunlar da tutanağa geçirilir.

Vergi incelemeleri sırasında inceleme tutanaklarının mutlaka okunması, okutturulması ve varsa mükelleflerin itiraz ve mülahazalarının tutanağa geçirilmesi yasal bir zorunluluktur

Tüm bunlara ek olarak; itiraz, dava konusu olan bir vergilemede, mükellefin tek hâkim kararına karşı bölge idare mahkemesine başvurma hakkı olarak da karşımıza çıkmaktadır. Vergi mahkemelerinin tek yargıçla verdiği kararlara otuz gün içinde bölge idare mahkemesinde itiraz edilebilir.

Dava Açma Hakkı

Uyuşmazlıkların yargı yolunda çözümlenebilmesi için, T.C. Anayasası gereği herkesin dava açma hakkına sahip olduğu ve idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, Vergi Usul Kanunu’na göre, mükellefler ve kendilerine ceza kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemelerinde dava açma hakkına sahiptirler.

Diğer taraftan, vergi alacağını güvence altına almaya yönelik işlemler ile cebren tahsilât işlemlerine karşı mükelleflerin dava açma hakkı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanununda düzenlenmiştir. Dolayısıyla, mükellefler idari aşamada yapmış oldukları başvurulardan istedikleri sonucu elde edemedikleri takdirde, yargı yoluna başvurarak haklarının korunmasını talep edebilirler. 

Temyiz

Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararları, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da temyiz edilebilir.

Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabilir. 

Mükellefler bu süreçte şartların varlığı halinde yargılamanın yenilenmesi, kararın düzeltilmesi ve yürütmenin durdurulmasını talep edebilirler.

Kanuni Temsilciler

Türk vergi hukukunda bazı mükelleflerin kanuni temsil yoluyla temsil edilmesi düzenlenmiş iken, bazı durumlarda ise mükelleflere noter aracılığıyla özel yetkili kıldıkları temsilcileri kullanma hakkı verilmiştir.

Mükellef veya vergi sorumlusunun haklarını kullanma ehliyeti olmaması veya tüzel kişilik ve tüzel kişiliği olmayan hukuki varlıklardan oluşması durumunda, vergilendirmeden doğan tüm ödevlerin kanuni temsilciler aracılığıyla yerine getirileceği Vergi Usul Kanunu ile hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri halinde temsil ettikleri kişilerin malvarlığından alınamayan vergi borçlarından ve uygulanacak cezalardan da sorumlu olacakları Vergi Usul Kanunu ve Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanununda düzenlenmiştir. Dolayısıyla, Türk vergi hukukunda mükelleflerin temsili, kanunların açıkça belirtmiş olduğu durumlarda söz konusudur.

Ayrıca küçük ve kısıtlıların temsilinde vergi cezaları gibi, hapsi gerektiren ve ceza mahkemelerince hüküm olunacak diğer cezaların muhatabı da kanuni temsilcilerdir.

Tüzel kişilerde ise kanuni temsilcinin sorumluluğu vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve vergi cezalarında aynıdır.

Vergi Kanunlarında Yer Alan Düzenlemeler

Vergi Mahremiyeti (Gizlilik)

Vergi idaresi, vergi yargısı, vergi mevzuatına göre kurulan komisyonlar, vergi mevzuatına göre vergi ile ilgili işlerde kullanılan bilirkişiler ve kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumların; mükellefler tarafından (mükellefin ve mükellefle ilgili kimseler hakkında) sunulan bilgilerin saklı tutulacağı ve üçüncü kişilere açıklanmayacağı hususunda güvence oluşturulması vergi mahremiyeti olarak adlandırılmaktadır.

Vergi Mahremiyetinin sınırları Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirlenmiş, gerek Türk Ceza Kanunu gerekse Vergi Usul Kanununda bu yasaklara uymayanlara ciddi hapis cezaları öngörülmüştür. Yasalar tarafından açıkça yetki verilmediği sürece, mükellefler hakkındaki bilgiler hiçbir şekilde vergi idaresi tarafından ifşa edilemeyecektir.

Buna paralel olarak Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile de meslek mensupları ile bunların yanlarında çalışanlara, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ifşa etmelerine yasak getirilmiştir. 

Vergi Borcunun veya Vergi Alacağının Ortadan Kalkması

Mükellef açısından vergi borcunun, kamu idaresi açısından vergi alacağının hangi durumlarda ortadan kalkacağı Vergi Usul Kanununda hükme bağlanmıştır. Bunlar:

1.           Ödeme,
2.           Zamanaşımı,
3.           Terkin (Vergi borcunun silinmesi/ortadan kaldırılması),
4.           Tahakkuktan vazgeçme,
5.           Vergi hatalarını düzeltme ve reddiyat,
6.           Uzlaşma,
7.           Yargı kararı,
8.           Ölüm nedeniyle mükellefiyetin sona ermesi,
9.           Cezalarda indirim,
10.         Vergi affı.

Vergi borcunu ortadan kaldıran nedenlerden en doğalı ödemedir. Ödeme, vergi borcunun yükümlü tarafından yasalara uygun biçimde yerine getirilmesidir.

Ödeme dışında vergi borcunu kaldıran en önemli nedenlerden biri zamanaşımıdır. Zamanaşımı, bir hakkın kazanılması veya kaybedilmesi için kanunda gösterilen sürenin geçmiş olması demektir. Zamanaşımında talep ve dava hakkı düşer.

Vergi borçluluğunu sona erdiren nedenlerden bir diğeri terkindir. Genel olarak vergi terkini, tahakkuk etmiş veya tahsil edilmiş bir verginin, tahakkuk kaydının iptali yahut tahsil edilen verginin mükellefe red ve iadesi suretiyle vergi alacağını ortadan kaldıran bir işlemdir.

Hata düzeltme, uzlaşma, yargı kararı, ölüm, ceza indirimi ve af vergi borcunu kaldıran diğer nedenlerdir.

Vergi İhbarnameleri

Vergi Usul Kanunu ile ikmalen ve re’sen tarh edilen vergilerin ihbarname ile ilgililere tebliğ edileceği, tür ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılacağı hükme bağlanmıştır.

İhbarname esasında tarh edilen vergiler itiraz edilmediği takdirde, mükellefe tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük dava açma süresinin geçmesi ile vergilerin tahakkuku ve cezanın kesinleşmesi nedeniyle söz konusu vergi ve cezaların bir ay içinde ödenmesi gerekmektedir.  

Bilgi Verme

Mükellefler veya mükelleflerle işlem yapan diğer gerçek ve tüzelkişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar.

Bilgiler yazı veya sözlü istenilir. Sözle istenen bilgileri vermeyenlere keyfiyet yazı ile tekit ve cevap vermeleri için kendilerine münasip bir mühlet tayin olunur.

Bilgi istenmek üzere ilgililer vergi dairesine zorla getirilemez.

Uzlaşma ve Cezalarda İndirim

İkmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarının tahakkuk edecek miktarları konusunda, Vergi Usul Kanununun Ek 1-11. maddelerine istinaden mükellefler ile Vergi Dairesi arasında uzlaşma imkanı sağlanmıştır. Bu bağlamda kanundaki belli şartlar çerçevesinde mükellefler ile uzlaşma yoluna gidilmesi hem mükellef – vergi idaresi barışını hem de yapılacak tarhiyatlar konusunda açılacak muhtemel davaların asgariye indirilmesi sağlanmış olacaktır. 

Vergi Usul Kanununun mükelleflere tanıdığı Vergi Ziyaı, Usulsüzlük ve Özel Usulsüzlük cezalarında indirim hakkı ise 376 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre mükellefler, tarh edilen cezaları ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde ödeyeceğini bildirmesi halinde; Vergi Ziyaı Cezasında birinci defada yarısı, Usulsüzlük veya Özel Usulsüzlük Cezalarının üçte biri indirilir.   

Pişmanlık Hakkı

Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesinde düzenlenen “pişmanlık ve ıslah” müessesesi ile beyana dayanan vergilerde vergi kanunlarına aykırı davranışları kendiliğinden bir dilekçe ile ilgili makamlara haber veren ve belirlenen şartlarda ödeyen mükelleflere vergi kaybına bağlı suçlara ilişkin cezalardan (vergi ziyaı ve kaçakçılık) kurtulma hakkı verilmiştir.

Düzeltme Talebi

Mükelleflerin dava açma süresi içerisinde veya sonrasında yaptıkları düzeltme talepleri vergi dairelerince olumsuz değerlendirilmemelidir. Vergi Usul Kanunu her türlü hatanın düzeltilmesine olanak tanımaktadır. Hatta bunu bir adım öne götürerek Vergi Usul Kanunu hükümleri gereği idarece tereddüt edilmeyen açık ve mutlak vergi hatalarının mükellefin başvurusu olmadan re’sen düzeltilebileceği belirtilmiştir.

Şikâyet Yolu ile Müracaat

Hukukta usul esastan önce gelmektedir. Ama müspet hukuk bariz bir yanlışlığı sırf usule uyulmadığı için süresiz korumamaktadır. Vergi Usul Kanununun 124 üncü maddesi gereğince vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunan mükellefler, şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler. Burada da talepleri reddolunanlar,  2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereği; söz konusu idari eylemi Vergi Mahkemeleri nezdinde dava konusu yapabilirler.

Tecil ve Taksitlendirme Hakkı

Tecil amme borcunun ödeme vadesinin ertelenmesini ifade eder. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun önemli ve işlerlik taşıyan müesseselerinden biridir. Anılan kanunun 48. maddesinde; amme borcunun vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut hacze tabi tutulmuş malların paraya çevrilmesi mükellefi çok zor duruma düşürecek ise amme borcunun tecil edilebilme imkanı sunulmuştur.

Özelge

Genel bilgi edinme hakkının yanı sıra, özellikle vergi mükelleflerinin, kendi vergi durumlarıyla ilgili ve vergi uygulamaları sırasında açık olmayan ve tereddüde düştükleri konular hakkında Maliye Bakanlığı’ndan veya yetkili kıldığı makamlardan bilgi alma hakkı Vergi Usul Kanununda düzenlenmiştir. Buna göre, yetkili makamlar kendilerinden yazı ile istenecek açıklamaları en kısa zamanda yazı (özelge veya diğer bir deyişle mukteza) veya sirküler ile yanıtlamak zorundadır.

Verilen özelge veya yayınlanan sirkülere uygun hareket eden mükelleflerin bu hareketleri cezayı gerektirse dahi ceza kesilmez. 

Vergi Affı

Vergi afları sadece Ülkemizde gündeme gelen bir olay olmayıp, farklı sıklıklar ile diğer ülkelerde de çıkabilmektedir.

V​ergi yasalarında vergi affı ile ilgili bir hüküm olmamasına karşın çeşitli zamanlarda çıkartılan yasalar ile vergi aslı, gecikme faizleri, gecikme zamları ve vergi cezaları affedilmiştir.

Bunlara ilave olarak,  mükellefler kapsamı vergi affına imkan veren yasa hükümlerine bağlı olarak, belli dönemlere ilişkin olarak ek vergi ödemek suretiyle zamanaşımına uğramamış olan vergi dönemlerindeki yükümlülükleri için vergi denetimi geçirme riskini ortadan kaldırmaktadırlar. ​​